MR VE BT İLE KARDİAK GÖRÜNTÜLEMENİN SIRLARI -Hazırlık aşamasında



















Kardiak görüntülemede: Elektron beam BT en iyi temporal çözünürlüğe sahip iken MDCT en iyi uzaysal çözünürlüğe sahiptir. Kardiak MR ise her iki kategoride bunlardan daha kötüdür (1).


Kanın, myokardın, trombusun ve fibröz dokuların yoğunlukları oldukça birbirine benzer olduğundan kontrastsız BT bu yapıları ayırd edemez (1).

Kardiak BT ile sol ventrikül kütlesi ve hacim ölçümü yapılabilir.

KARDİAK MR
Kardiak MR multiplanar özelliği ile birlikte kalbin fonksiyonu, kanlanmayı, ölü dokuları göstermede yüz güldürücü yöntemdir.

Kardiak MR da kontrendiksyonlar:
-Kalp pili
-İntratorasik takılmış kardioversiyon cihazı
-Kohlear implant talıkmış hastalar da kontrendikedir.

Kalp MRG de kalbe yönelik sargılar kullanılması optimal iken faz array vucut sargıları ile de yapılabilir. Paralel görüntüleme zaman ve rezolusyon açısından avantajlıdır.

1. Morfolijiyi değerlendirme açısından dark-blood (kalpteki kanın siyah göründüğü) görüntüler yararlıdır.

2. Özellikle sol ventrikül fonksiyonlarının değerlendirlmesinde kanın beyaz görüldüğü cine görüntüler önemlidir.

3. Perfüzyon görüntülerde; kalp duvarlarının kanlanmasının değerlendirilmesinde farmakokinetik ilaç kullanılır.
4. Myokard infarktüsü ile olan skar dokusunu diğer dokulardan ayırd etmede kontrst maddeye ihtiyaç duyulmaktadır. IVCM verilmesinden 8-20 dk sonra kesitler alınmalıdır. Normal myokard sinyal dokusunn baskılandığı inversiyon MRG sekansları nda kontrast tutan alanlar yüksek sinyalli görülmektedir.

MR koroner anjiografi fazla zaman alması ve güvenirliliğin az olması nedeniyle en azından rutinde kullanılması gerekmemektedir.

Konjenital kalp hastalıklarında ve fonsiyonel değerlendirmede cine görüntüleme ile birlikte faz kontrst anjiografi sekansının kullanıldığı inceleme ile korner arterlerdeki kan akımını hesaplamak ya da konjenital kalp hastalıklarında şant miktarını akım volümleri hesaplanabilir.

Yine cine görüntülerde kapak fonksiyonu ve anatomisi değerlendirilebilir.



AKUT MİYOKARD İNFARKTÜSÜ


BT Bulguları:
-koroner arterlerde ateroskleroz, ve koroner stenozu MDCT
-infarktlı miyokardial segmentte azalmış perfüzyon
-trombusu gösterebilir.

MRG B ulguları
-perfüzyon defekti
-infarklı bölgede T2Ada (dark -blood ) yüksek sinyal (ödem)
-geç fazda kontrastlanma görülür.
-genellikle ilk 24 saatte endikasyon yok.

Girişimsel yöntemler:
-koroner anjiografi
-PTLA
-muhtemel stent uygulanması

KRONİK MYOKARD İNFARKTI

BT:
-skarlı bölgede duvar kalınlığında azalma
-olası perfüzyon defekti

MRG:
-Azalmış myokardial perfüzyon
-IV Gd verilmesinden sonra myokardial skar dokusunda geç kontrastlanma.

Girişimsel Yöntemler:
-koroner anjiografi
-PTLA
-muhtemel stent uygulanması



MYOKARDIN KONTRAST TUTULUM PATERNLERİ

IV Gadolinyum uygulanması sonrası hem normal hem de hasarlı miyokardial doku kontrast tutar.

Normal miyokard dokusu kontrast maddeden erken wash out gösterirken hasarlı myokard dokusu normal dokuya göre 10-15 dakika gecikmiş kontrastlanma gösterir.

Miyokard dokusunun gecikmiş kontrast tutulum nedenleri:
* Fibröz doku
* Artmış ekstravasküler alan
* Inflammation
*Neovaskülarizasyon gösteren primer ve sekonder tümörler.
*Kardiyomyopati

HOCM:Hypertrophic cardiomyopathy



KORONER ANOMALİLER:
(Coronary anomalies)

Koroner arter anomaliler semptomatik olmayan genç hastalarda önemlidir.
ALCA: LCA veya dallarının nın sağ sinüs valsalvasından kaynaklanması
ARKA: RCA nın sol sinüs valsalvasından kaynaklanmsı
ALCAPA (pulmoner arter kaynaklı LCA: Bland White Garland sendromu): RCA kollateralleri olabilir.

BT, MRG: damarların seyri,kaynağı, stenozları, myokard fonksiyonlarını gösteriri.


KORONER BAYPASSLAR

BT:
-BT anjiografi oklüzyon veya stenozun saptanmasında kullanırlır
-Anostomozların değelendirilmesinde sınırlı bilgi veriri.
-16 ve daha fazla dedektöre sahip cihazlar kullanılmalıdır.

MRG:
-EKO ya eş fonksiyonel bulgular
-Myokardial skarda geç fazda kontrast tutulumu
-Faz kontrast akım görüntüleme ile akım özelikleri



KALP TRANSPLANTASYONU
-Fokal ya da difüz T2 sinyal artışı rezeksiyon göstergesidir.
-Gd -DTPA nın IV verilmesi sonrasında kotrast tutulumu görülebilir.
*Rezeksiyon şüphesinde MR önerilmelidir.

AORT DARLIĞI:

Valvüler aortik darlık: en sık görülür.
Supravalvüler " " : seyrek, konjenital.
Subvalvüler aortik darlık: hipertrofik obstrüktif kardiyomyopati, vs.
MR:
- Çoğu olguda endikasyon yoktur.
-Hemodinami için flow kuantifikasyonu ile (phase-velocity mapping) veya kapak alanının düzlemsel ölçümü ile belirlenebilir.
-Myokardial hipertrofiyi gösterebilir.

AORT YETMEZLİĞİ:

-2. en sık kapak hastalığı (1. mitral darlık)

MRG:
-İnfravalvüler sinyal void kan akımı
-End diastolik volüm, ejeksiyon fraksiyonu
-Kapak morfolojisi EKG tetiklemeli MDBT ile değerlendirilebilir.
-Faz kontrast görüntüleme ile akım ölçümü. Regurjitasyon fraksiyonu

MİTRAL DARLIK:

-Olguların % 99 u romatizmal ateşe sekonder gelişir.
-
Normal kapak açıkliğı: 4-5cm2
-Sol atrium basıncı artar pulmoner hipertansiyon gelişir.

MİTRAL YETMEZLİK:

-%50 olguda mitral kapak prolapsusuna bağlı.
-Genelde edinilmiştir.

MRG:
-
Fonksiyonel bilgi verir.
-
Sol atriuma kaçan sistolik regurjitasyon jet akım görülür (türbülan akım).
-Sol ventrikül fonksiyonu (end diastolik volüm, ejeksiyon fraksiyonu) ve regurjitan fraksiyonu sağ ve sol ventrikül strok volümlerinin karşılaştırlmasıyla hesaplanabilir.


PULMONER DARLIK

Hemen her zaman konjenitaldir. Diğer kalp anomalileri ile beraberdir.

Kapakların konjenital füzyonu, postinflamatuar veya neoplastik süreçler (karsinoid) kapak açılım alanlarında azalmaya neden olur. Sağ ventrikül basıncı artar.Sağ kalp hipertrofisine neden olur. İleri evrede sağ kalp yetmezliği görülür.

Patent foramen ovaleden artmış paradoksal emboli riski vardır.

BT: Pulmoner arter dallanmasını net gösterir. pulmoner arterde post stenotik dilatasyon görülür.
MR: Daha çok konjenital anomali araştırılmasında kullanılır.
pulmoner arterde sistolik akım yokluğu görülür.

Ayırıcı tanı: Romatizmal ateş: Bir çok kapakta yaygın dejeneratif kalsifikasyon izlenir.



KAYNAKLAR:
1.Kurs Kitabı. 28. Ulusal radyoloji Kongresi.2007.
2.Kardiak Görüntüleme. Doğrudan tanı.C.D. Claussen.2010.
3.www.radiologyassistant.nl
4.ECG-Gated Cardiac CT a review by Benoit Desjardins and Ella A. Kazerooni, AJR 2004; 182:993-1010.
5.Delayed Enhancement MR Imaging: Utility in Myocardial Assessment
Vogel-Claussen J, Rochitte CE, Wu KC, Kamel IR, Foo TK, Lima JA, Bluemke DA. et al.
6.Radiographics 2006; 26:795-810.White JA, Patel MR. The role of cardiovascular MRI in heart failure and the cardiomyopathies. Magn Reson Imaging Clin N Am 2007; 15:541-564
Devamını Oku

SOLİTER (TEK) PULMONER NODÜL: MALİGN VE BENİGN AYIRIMI-Hazırlık aşamasında





CT: BENİGN VE MALİGN AYIRIMI

Tanım:
Eski adı ‘coin lezyon’ olan soliter pulmoner nodül akciğer parenkimi içerisinde 3 cm’den küçük, tek, yuvarlak veya oval görünümlü, grafide lokal dansite veya opasite artışı ile kendini gösteren lezyonlara verilen addır .

Lezyon 3 cm’den büyük ise kitle olarak tanımlanır ve bu lezyonların malignite olasılığı yüksektir.

KALSİFİKASYON:

-Diffüz, santral, laminalı, popkorn (patlamış mısır) tiplerinde görülen kalsifikasyonlar benign nodülün özellikleridir.
-Daha çok granülomatoz hastalık ve hamartomlarda görülür.
-İstisna olarak diffüz kalsifikasyon paterni osteosarkom veya kondrosarkoma olan hastalarda görülebilir.
Santral ve patlamış mısır paterni GI-tümörlerinde , daha önce kemoterapi alan hastalarda görülebilir.


Ekzantrik (santral olmayan), çok sayıda noktasal kalsifikasyon içeren nodüller malign karekter gösterir.



BOYUT:
Kalsifikasyonların şekli ne olursa olsun 2 cm den büyük nodüllerde malignite olasılığı yüksektir.

Büyüme hızı: Eski grafilerle kıyaslamada 2 yıl içinde hacim değişikliği göstermeyen tek nodüllerde istisnalar rapor edilmiş olmakla birlikte benign kabul edilir.

Eğer 2 yıl önceki grafisi yoksa hastanın yaşı ve nodülün özellikleri önemlidir.

Hasta 30 yaşının üzerinde ve nodül malign karekter gösteriyorsa ileri tetkik ve histopatolojik tanı gerekir.

Tek AC nodüllerinde PA AC grafisinden sonra BT sıklıkla gereklidir.




ŞEKİL VE KONTUR ÖZELLİĞİ

Corona radiata sign (bulgusu) - yüksek olasılıkla malignancy ile ilişkilidir.

Lobulated or scalloped margins - orta olasılık (intermediate probability)

Düz kontur (Smooth margins) - daha çok benign nodülün özelliğidir ancak metastatic nodüllerde de görülür.

2 cm den küçük, yuvarlak, düzgün ve keskin kenarlı, satellit lezyonu olan,kavitasyonu olmayan nodüller benign karekter gösteren nodüllerin özelliğidir.

Solid ve ground-glass (buzlu cam) component:

Buzlu cam komponenti içeren nodüller malign olma olasılığı daha fazladır.
*Buzlu cam komponenti ile solid lezyonların: % 63 malignite olma olasılığı vardır.

*Nonsolid - sadece buzlu cam lezyonlarda:% 18'lik bir malignite oranı vardır.

*Sadece solid lezyonun malign olma olasılığı sadece % 7 dir.


PET-CT: Benign ve malign ayırımı

*PET-CT soliter nodüllerin değerlendirilmesinde giderek daha önemli bir rol oynamaya başlamıştır.
*Adenokarsinomu olan bir hastada PET yalancı negatif bulgu verir.

1. PET, yüksek duyarlı % 95 iken , % 81den az özgüllüğü vardır.

2. PET granülomatöz hastalıkta, aktif infeksiyon veya inflamatuvar olaylarda da (tüberküloz,
histoplazmoz, sarkoidozis, vb.) yalancı pozitiflik
gösterir.

3. PET genellikle 10 mm de küçük nodüllerde ve düşük gradeli bronkoalveoler karsinom ve karsinoid tümörlerde, kontrol edilemeyen hiperglisemide yalancı negatif bulgu verir.


LOKAL PNOMONİ VEYA AC İNFARKTI:
*Nodüler lezyon görüntüsü verebilir.
*Tedaviden 1-2 hafta sonra boyutu küçülür.

AVM (AV malformasyon)
S
ubplevral yuvarlak ya da salkım şeklindedir. Kontrast sonrası belirgin yoğunluk artımı gösterir.



"Round" ATELEKTAZİ


Subplevral yerleşimli, plevral kalınlaşma ile birlikte olan ve plevra ile ilişkili lezyonlardır.
Asbeastoziste sık görülür.


MANTAR TOPU
Görünümü tipiktir.
Bir kavite içerisinde etrafında hava bulunan ve hasta pozisyonu ile yer değiştirebilen yoğunluk artımı şeklinde görülür.



MUKUS PLAĞI


Çoğunlukla tübüler olmakla birlikte bazen yuvarlak oval tek lezyon şeklinde görülebilir.


PULMONER EMBOLİ


Çoğunlukla tabanı plevrada tepesi hilusa doğru üçgen şeklinde tipik bir görüntü vermekle birlikte bazen nodüler lezyon şeklinde olabilir.

Septik embolide veya aseptik infarktta kavitasyon görülebilir.


HAMARTOM

Patlamış mısır örneği kalsifikasyonlar ve BT, YRBT de nodül içinde yağ varlığının saptanması ile tanı koydurucudur.

FİBROZİS:

KOAH lı hastalarda fibrozis kitleyi taklit edebilir.
Ayırıcı tanıda lezyonun dansitesi, iç yapısı, çevredeki kronik değişiklikler yardımcı olabilir ancak kuşku halinde İİAB gerekir.



GENEL

1. YRBT lezyonun kenar özelliğini daha iyi belirler
2. Spiküler kenarlı nodüllerin % 90 nı malign,
3. Düzgün kenarlı nodüllerin % 70 i benigndir.
4. Kavitasyon ve hava bronkogramı daha çok malign lezyonlarda saptanır.
5. Malign kavitelerin duvarları kalın olup iç kenarı düzensiz, ve ondüle görünümdedir.
6. Büyük nodüle eşlik eden küşük nodüller (satellit nodül) genellikle granülamatoz hastalıkta saptanan bulgu olamakla birlikte nadiren karsinomlarda da görülür.

7. Takip: Başlangıçta 3-4 defa 3 aylık, sonra 3-4 defa 6 aylık ve daha sonra yıllık aralıklarla radyografik takip (4).


ÇOK SAYIDA NODÜLLER:

*Çok sayıda nodül varlığında ilk olarak metastas düşünülmelidir.
*Kist hidatik çok sayıda nodüle neden olabiklir.

*Biyopsi:
-BT de spesifik tanıya gidilemeyen ve kalsifikasyon içermeyen nodüllerde biyopsi gereklidir.




Soliter pulmoner nodül yönetiminde girişimsel yöntemler:

Bronkoskopi:

Özellikle merkezi yerleşimli ve büyük
lezyonlarda bronkoskopinin tanı oranı artmaktadır.
Bronkoskopi sırasında lavaj, fırçalama, transbronşiyal biyopsi ile
lezyonlardan tanı için örnekler alınmaktadır. Çapı 2 cm’den küçük olan periferik nodüllerde bronkoskopinin tanısal değeri %35
olarak bildirilmiştir.

Transtorasik iğne aspirasyon biyopsisi.
Not: Bu konuyu girişimsel radyoloji segmesini tıklayarak "AC kitlelerinde perkütan biyopsi" adlı konu başlığında daha ayrıntılı okuyabilirsiniz
Periferik nodüllerde tercih edilmektedir. Çapı 2 cm’den küçük SPN’de bronkoskopiden
daha yüksek tanı değerine sahip olduğu gösterilmiştir.
Hücreden çok dokunun alındığı tru-cut biyopsi ile sonuçlar daha başarılıdır. Genelde skopi veya BT eşliğinde işlem yapılmaktadır.
Tek akciğeri olanlarda işlem kontrendikedir.
Diğer rölatif kontrendikasyonları, pulmoner hipertansiyon,
koagülopati, kanama diatezi, ciddi KOAH, damarsal malformasyonlardır.
En sık komplikasyonu olan pnömotoraks, Hemoraji, hemoptizi
hava embolisi , tümör hücre implantasyonu %0.05 oranında olabilir.

Cerrahi girişimler:
Yüksek malignite olasılığı olan
nodüllerde ve PET pozitif olanlarda cerrahi rezeksiyon endikasyonu bulunmaktadır. Soliter pulmoner nodüllerde video yardımlı göğüs cerrahisi (VATS - video-assisted
thoracic surgery) veya torakotomi yöntemi kullanılmaktadır.

Plevraya yakın olanlarda VATS tercih edilmektedir.

Fleischner Society nin pulmoner nodüller için  Önerileri


KAYNAKLAR:
1. Solunum Sistemi Radyolojisi. Prof. Dr. Emine Osma.2. baskı. 2004.
2.CT Screening for Lung Cancer Frequency and Significance of Part-Solid and Nonsolid Nodules Claudia I. Henschke et al.AJR 2002; 178:1053-1057.
3. www.radiologyassistant.nl/en
4. SOLİTER PULMONER NODÜLLÜ HASTAYA YAKLAŞIM. Doç. Dr. Onur GENÇ.
5. Soliter pulmoner nodüle yaklaşım. Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi.
Zafer Kartaloğlu. GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği, İstanbul. 2008.
6. Solitary Pulmonary Nodules:Detection, Characterization, and
Guidance for Further Diagnostic Workup and Treatment . Yeong Joo at all. AJR 2007; 188:57–68
Devamını Oku

OBSTETRİK DOPPLER ULTRASONOGRAFİ-Hazırlık aşamasında


























Doppler US yüksek riskli gebelerde kesin endikasyonu olmasına rağmen düşük riskli gebelerde tarama testi olarak kullanılması tartışmalıdır.

Fetal ve maternal dolaşım fizyolojisi:

-İnternal iliak arter-->uterin arter-->asendan ve desendan uterin arter
-Asendan dal: uterus duvarının 1/3 dış kısmı arquat arter, ortada:radial arter, iç kısmında spiral arter dallarına ayrılır. Gebelikte spiral arterlar endometriuma
uzanarak maternal kanı intervillöz alana taşırlar. trofoblastlar endometriuma
invaze olur ve plasental implantasyon sırasında spiral arterlerin musküler
tabakasını ortadan kaldırırlar.
Oksijenlenmiş kan plasentadan umblikal ven ile fetusa taşınır. Bu ven fetal
abdomene girdikten sonra sol portal ven ile KC e , duktus venozum ile VCI ra taşınır. Buradan sağ atriuma gelir. Foramen ovale ile %70 şi sol atriuma oradan
da sol ventriküle geçer. Sağ atriuma gelen oksijenlenmiş kan SVC dan gelen
kan ile karışarak sağ ventriküle dökülür. Ventriküllerden çıkan kan duktus
arteriozus vasıtasıyla birbirine karışır.
Desenden aorta yoluyla umblikal arterlerle plasentaya geri ulaşır. Oradan
koryonik villuslara ulaşır (fetal kotiladon). bu kapiller yatakta oksijen, besin
maddeleri, fetal artıkların değiş tokuşu yapılır.




UMBLİKAL ARTER:

Dalga formunu etkileyen faktörler:
-Myokard kontraktilitesi
-Damar duvar elastikiyeti
-Plasental vasküler yatak rezistansı,
-Kalp atım hız
-Umblikal arterde ölçüm yeri: en sık plasental uç kullanılır.

**Bu damarda 16. gebelik haftasına kadar diastolik akım görülmeyebilir.
**20. gebelike haftasından sonra diastolik akım yükselir.
**sistol diatolik oran pratikte daha sık kullanılır (S/D oran)
**En az birbirine benzer 6 sistolik dalga elde edildikten sonra ölçüm yapılmalıdır.
**FHR 120-160 ise normal standart sapma sınrılarında ölçülür.
**FHR (fetal hard rate) 120 nin altında diastolik akım daha düşük ölçüleceğş için S/D oranı yüksek, 160 vuru/dk üzerinde ise bu oran düşük çıkacaktır.

--Allantoid kistler avaskülerdir.
--Doppler ile kord prolapsusu, vasa previa , anormal kord insesiyosu, nuchal kord patolojileri gösterilebilir.
--**Umblikal arterin asit baz denge bozulmasında sensitiftir ancak fetal hipoksi durumunda sensitivite düşüktür. Bu duruma serebral arterler daha duyarlıdır.

Normal umblikal kord 2 arter 1 ven içerir. Ven arterlerden daha geniştir.
Tek umblikal arter: fetal anomalilerle ilişkili olabilir.

Artmış S/d oranı:
-Plasental disfonksiyon
-İUGR
-Gebeliğe baplı hipertansiyon.




FETAL AORTA

Torasik aortadan diafragma üzerinden yapılıryapılır.
Aort sistolü : kardiak kontraktilite ile ilgili,
Aort diastolü: " " , periferik vasküler rezistans, plasental yatak rezistansı,
--Diastolik kan akımının azalması fetal sıkıntı ile uyumludur.

FETAL RENAL DAMARLAR:

Rutin incelemede kullanılmaz.



FETAL ORTA SEREBRAL ARTER

***Fetal vasküler rezistansların değerlendirilmesi fetal iyilik halinin anlaşılmasında önemli rol oynar.
*** BPD ölçüm düzeyinde her iki orta serebral arter (MCA) görülür.
MCA İCA dan ayrıldıktan sonraki ilk 2 cm lik kesiminden ölçüm alınır.
*** En sık S/D oranı kullanılır. Bu oran 3. trimesterde 3 ün üzerindedir.
***2. ve 3. trimesterde MCA rezistansı daima umblikal arter rezistansından yüksektir.
----*****gebelik boyunca MCA/UA oranı daima 1 den büyüktür.
***********hipokside bu oran 1 den küçüktür.
***MCA/UA oranı hipokside kullanılan en sık yöntemdir.
***----MCA oranı azalmasına (S/D 3 ün altında) karşı MCA/UA 1 rin üzerinde ise-->bu durum normal olark kabul edilmelidir.
---***MCA oranı normal, MCA/UA oranı 1 rin altında--> patolojik olark değerlendirilmelidir.



UTERİN ARTER

---Uterin arterlerin asendan dalının iliak arterleri çaprazladıkları yerin 2 cm öncesinden veya 2 cm sonrasından olmak üzere 4 cm lik bir alanından ölçülmelidir.
***17. gebelik haftasına kadar erken diastolik çentik izlenir.
***17. gebelik haftasından sonra 26. gebelik haftasına kadar akım rezistansının azalma ve erken diastolik çentikte kaybolma görülür.
***26. gebelik haftasından sonra diastolik çentik görülmez. S/D oranı 2.6 nın altındadır.
***Erken diastolik çentiğin 26. gebelik haftadan sonra sebat etmesi uterin arter rezistansının yüksek olmasından daha önemlidir.
***Çentik devam ediyorsa ve rezistansda yüksek ise gebelik prognozu kötüdür.




KAYNAKLAR:
1. 17. Türk Radyoloji Kongrasei. Ekim 2000.
2. Bilinmesi Gerekenler. Ultrason: William D. Mideeleton.Çeviri editörü: Cengiz Yılmaz. 2008.
3.Birinci Trimester Ultrasonogafi. Cihat Şen ve ark. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Perinatoloji Bilim Dalı, İSTANBUL,Perinatoloji Dergisi 2001; 9(4):201 - 223
4.Obstetrik Ultrasonografi. Doç Dr. Deniz Akata. H.Ü.T.F RADYOLOJİ ABD
Devamını Oku

ANA HATLARIYLA OBSTETRİK ULTRASON-Hazırlık aşamasında













İLK TRİMESTER ULTRASONU

1. Gebelik teyid edilmeli ve gebelik yaşı belirlenmelidir.
*** Gestesyonel kese (GK) görülmüş ise yerleşimi belirlenmelidir. Kese yolk kesesi ve embriyo açısından değerlendirilmelidi. baş popo mesafesi (CRL) not edilmelidir.
***CRL gebelik yaşının belirlenmesinde GK çapından daha önemli bilgi verir.
*** embriyo ayırd edilmediğinde GK çapı kaydedilmelidir.
***GK çapı 3 otrogonal düzlemde olçülüp ortlaması alınır. ölçüm inner to inner yapılır.
***GK 5 haftalık gebelikte görülür. transvajinal US (TV) de daha erken görülür.

2. Kardiak aktivitenin olup olmadığı rapor edilmelidir. TV de 5 mm lik CRL ile tespit edilebilir.

3. Fetus sayısı belirlenmelidir.

4. Uterus adneksiyel yapılar douglas değerlendirilmelidir.

Transabdomen US da yukarıda tanımlanan oluşumlar görülmüş ise TV US ye gerek yoktur. Ama GK, embriyo, yolk kesesi , kalp hareketleri görülmemişse TV US ilave inceleme yapılmalıdır.



2. VE 3. TRİMESTER US

1. Fetus kalp aktivitesi, sayısı ve prezentasyonu belirlenmelidir.
Normalde dakikada 140-160 vuru arasında olmalıdır.
120 den az 180 den fazla kalp hızı anormal olarak değerlendirilmelidir.

2. Amniotik sıvı hacminin ölçümü yapılmalıdır.

3. Plasentanın yerleşimi görünüşü ve internal servikal os ile olan ilişkisi kaydedilmelidir.

Göbek kordonu tespit edilmeli ve kordondaki damarlar sayılmalıdır.

4. Gebelik yaşı değerlendirilmelidir.
***Bipariatal çap (BPD): talamus ve cavum septum pellicidum düzeyinden ölçülmelidir (dıştan içe ).
dolikosefali, brakiosefalik kafalarda kafa çevresi (HC) ölçülmelidir.
***HC : BPD düzeyinden ölçülür.
*** FL: 14. haftadan sonra ölçülür.
*** Abdominal çap: fetal midenin görüldüğü umblikal venle portal sinüsün bileşkesinden alınarak transvers planda cilt çizgisi boyunca yapılır.
fetal ağırlığın tahmin edilmesinde, İUGG, makrozominin belirlenmesinde yardımcı olur.

5. Fetal ağırlık tahmini: BPD, HC, AC, ve FL ölçümleri ile elde edilen sonuçlarla hesaplanabilir. Fetal ağırlık 10. persentilin altına düşerse fetus gebelik yaşı için küçük (SGA) olduğu, 90.persentilin üstüne çıkarsa büyük LGA olduğu düşünülür.

6. Maternal anatomi, uterus ve adneksiyel yapılar değerlendirilmelidir: Fibroidler, ve adneksiyel kitle için değerlendirilmelidir.
Serviksin boyu ve şekli değerlendirilmelidir.

7. Fetal anatomik değerlendirme:
18. gebelik haftasından sonra uygun olarak değerlendirilebilir.
BAŞ: Serebellum, koroid pleksus, sisterna magna (genişliği 2-10 mm), lateral ventriküller (normali 10 mm den az), falks orta hat yapılar,
KALP: toraks içinde olması, 4 odacıklı kalp,
OMURGA:
ABDOMEN: mide (16. haftada görülmelidir), böbrekler, mesane, anterior abdominal duvar, umblikal kord insersiyonu ve damar sayısı
EKTREMİTE



KAYNAKLAR:
1. Bilinmesi Gerekenler. Ultrason: William D. Mideeleton.Çeviri editörü: Cengiz Yılmaz. 2008.
2.Birinci Trimester Ultrasonogafi. Cihat Şen ve ark. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Perinatoloji Bilim Dalı, İSTANBUL,Perinatoloji Dergisi 2001; 9(4):201 - 223
3.Obstetrik Ultrasonografi. Doç Dr. Deniz Akata. H.Ü.T.F RADYOLOJİ ABD
Devamını Oku

AKUT PANKREATİT-hazırlık aşamasında




















Akut Pankreatitte Görüntüleme,

Tanı için amilaz lipaz seviyeleri yeterli dir
Radyolojisinin fonksiyonu:
Tanının doğrulanmasından öte
-Etyolojiyi saptama
-Şiddeti belirleme ve
-Komplikasyonların değerlendirilmesinde önemlidir.

Manyetik Rezonans Görüntüleme

1992 atlanta sempozyumu kararına göre akut pankt-reatit hafif, siddetli akut pankreatit olarak snıflama yapılır.

Hafif akut panreatit:

1. İntertisyel ödem temel bulgusudur (difüz boyut artışı).
a. En iyi kontrastsız T1A incelemede görülür.
2. İç yapı intensitesi heterojen olabilir.
3. Peripankreatik sıvı;
a. Sıklıkla solda anterior pararenal fasia kalınlaşması

4. Anterior pararenal kompartmanda sıvı

Siddetli Akut Pankreatit

1. Peripankreatik yağ dokusu nun şiddetli inflamasyonu
2. Pankreatik nekroz
3. Sıvı koleksiyonları
4. Şiddetli pankreatit formuna giren ve cerrahi gerektiren pankreatiti formları
a. Pankreatik nekroz (%50 den fazla)
i. IVCM (Gd-DTPA) 1-2 dk sonra nekroz boyut ve uzanımları görülür.
b.Abse:
c. Parankimal kanama : T1A da hiperintens görülür.

Akut pankreatit şiddet saptanmasında en sık Apache II, ranson kriterleri kullanılır.

1. 2 yada daha az bulgu: >hafif pankreatit
2. 3-5 bulgu> orta
3. 6 ve üstü> şiddetli hastalığı gösterir.
Rutin panreas protokolu:
• T2A FSE
• YAG BASKILI HIZLI FSE
• Gd.DTPA öncesi ve sonrası T1A GE


GRADE A: NORMAL PANKREAS : yağ bskılı T1A FSE: KC re göre homojen hafif hiperintens
GRADE B: heterojen pankreas, peripankreatik yağ dokusu tutulumu yok.
GRADE C: peripankreatik yağ dokusu tut. Çizgisel bantlar ile karekterize
GRADE D (bir) ve E (2 den fazla): kapsülü olsun ya da olmasın kötü sınırlı sıvı birikimi.




BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ

BT nin amacı:

1. Erken tanı koydurtmak
2. Tanıyı doğrulamak
3. Komplikasyonlar varsa göstermek
4. Hastalığın şiddetini
5. Perkütan yolla giriş yönünü belirlemektir.

Geç komplikasyonları göstermede ilk ataktan 10 gün sonra tekrarlanabilir.

Akut pankreatitli hastaların 1/3 BT normaldir.

BT BAŞLANGIÇ BULGULARI:

1. Şiş görülen pankreasın sınırların da bulanıklaşma
2. Peripankreatik yağda ödem
3. Sıvı diseksiyonuna paralel anterior pararenal aralıkta başta sol tarafta sınırlı olan değişiklikler görülür.
4. Yangı devam ederse antetrior pararenal aralık sıvı ile dolar.
5. Peripankreatik aralıkta ve pankreas içinde akut sıvı koleksiyonları gelişir.




6. Şiddetli akut pankreatitide;

a. Sıvı: küçük sak, periton boşluğu, transvers mezokolon, mediasten, perikardial aralık, mezenter köküne geçebilir.
Siddetli pankreatitde peripankreatik yağ dokusu dansitesi artmış olup, SMA ve SMV ni çevreleyen yağ dokusu yangıdan etkilenmez. Bu bulgu ile yangı neoplaziden ayrılabilir.İstisnalar saptanmıştır.
SMV çapı artar.

İntertisyel hafif pankreaatitde :

Vazodilatasyon olduğunda bezde difüz kontrastlanma görülür. Kontrast madde tutulumunun azalması veya tutulumun olmaması bezde kan akımının azaldığını ve iskemi veya nekroz geliştiğini gösterir. Bu bulgu BT için nekroz tanısında kabul edilmiş kriterdir.

***Kontrast madde öncesi görüntü alınması hemorojik panreatiti göstermede faydalıdır.

Pankreatitin şiddetini belirlemede nekroz ve akut inflamasyon varlığı en önemli BT prognostik faktörüdür. Baltazar bu iki BT prognostik faktörü kullanarak BT şiddet indeksini gelştirmiştir. Morbidite ve mortalite oranının nekroz miktarı ile doğru orantılı olark arttığı bulunmuştur.

BT DE TUZAKLAR:

-Pankreasta yağlı infiltrasyon varsa pankreas kontrast değeri düşük olabilir.
-İlk 12 saatte çekilirse şüpheli bulgular görülür.
-3 gün sonra BT çekilmesi nekrotizan pankreatiti göstermede daha faydalıdır.
-Retroperitonela yağ nekrozunu göstermede ve tanısında güvenilir değil. Bu nedenle klinikte tüm heterojen peripankreatik -Koleksiyonlar aksi ispat edilene kadar yağ nekrozu kabul edilmelidir.



KAYNAKLAR:
1. Acute Pancreatitis. by Whitcomb N. Engl. J. Med., May 18, 2006; 354(20): 2142 - 2150
2.Prognostic Value of CT in the Early Assessment of Patients with Acute Pancreatitis. by J. Darío Casas et al. AJR 2004; 182:569-574
3. MDCT of Acute Mild (Nonnecrotizing) Pancreatitis: Abdominal Complications and Fate of Fluid Collections by Dipti K. Lenhart and Emil J. Balthazar. AJR 2008; 190:643-649.
4. 23. ulusal radyoloji kongresi , bilgisayarlı tomografi.
Devamını Oku

İlk Trimesterde Transvaginal Ultrasonografi-Hazırlık Aşamasında























Erken gebelikte transvaginal ultrasonografinin endikasyonları:

*Dış gebelik ile normal uterin kavite içi gebeliğin ayırtedilmesi,
*Erken dönemde çoğul gebeliği belirlemek,
*Erken dönem fetal yapısal anomali taraması,
*Gebelikle birlikte uterin anomali varlığının saptanması,
*Adneksiyel kitle varlığı araştırmak,
*Subkoryonik kanamanın tanısı,
*Erken dönemde molar gebeliğin tanınması.
Transvaginal ultrasonografi ile incelemede yüksek frekanslı transduser (5–7,5 MHz) içeren, problar kullanılır.



Gestasyonel Kese Ultrasonografisi

-Menstürasyon ile fertilizasyon arasında genellikle 2 haftalık süre olmasına rağmen, bu süre ± 8 günlük oynamalar gösterebilir.
-Gestasyonel kese ultrason ile izlenen ilk yapısal gebelik ürünüdür. Gestasyonel kesenin ultrason ile görülmesi, gebeliğin intrauterin olup olmadığı açısından önemlidir. Bu sayede dış gebeliği atlamamış olur.
-Adet gecikmesinden birkaç gün sonra bile GK transvaginal USG ile görülebilir
- GK 2-4mm iken erken dönem USG'de, anekoik halka şeklinde görülür. Gestasyonel kese boyutları esas olarak en büyük sagital, transvers ve koronal çapları ölçülerek belirlenir. Bu ölçümler koryonik boşluğun iç kenarından diğer iç kenar arasına kadar olan uzaklığın ölçümü ile elde edilir.
-Gestasyonel kese çapı ile serum beta human koryonik gonadotropin seviyesi arasında ilişki vardır.
-Gestasyonel kese gebeliğin onuncu haftasına kadar gebelik haftası ile uyumlu ve paralel şekilde büyür.
-GK başlarda yuvarlak iken ilerleyen haftalarda elips halini almaktadır.
-Normal gebelikte GK 8mm iken TV USG ile yolk sak görünür hale gelmelidir
-Eğer gestasonel sak aynı hafta CRL ölçümünden daha küçükse %90 oranında bu gebelik düşükle sonlanır . Prognostik değeri olan diğer bir parametre de embriyonun uzunluğunun amniyotik kese büyüklüğüne oranıdır. Normal erken gebeliklerde amniyotik kese – CRL 5 mm’den büyük olmalıdır.



Yolk Kesesi

-Yolk kesesi TV USG'de 5. haftadan itibaren keskin, yuvarlak halkaya benzer ve ekojenik görünümde ortaya çıkan ilk embriyonik yapıdır.
- YK embriyoya omfalomezenterik duktus ile bağlanır.
***YK varlığı bize embriyo oluşmadan dahi, gebeliğin intrakaviter ve anembriyonik olmadığını gösterir.
-Gestasyonel kese 10 mm iken yok kesesi genellikle TVUSG ile görülür.
- Beşinci haftada ortalama yolk kesesi çapı 2–5 mm’dir Embriyo/yolk kesesi kompleksi gebelik kesesinin köşesine yakın konuşlanır.
-Yolk kesesi çapı dış kenardan dış kenara doğru ölçülür. Yolk kesesi 5–8. haftalar arası gebelik haftası ile paralel büyür ve bundan sonra 11. haftaya kadar plato çizer.
-Sekizinci haftada yani embriyonik dönemin organogenez döneminde, gebelik kesesi, gelişen embryo, kalp atım hızı, etrafındaki membranlar ve koryondesidua görüntülenebilir.

Embriyo Kalp Atımı

-Altıncı postmenstrüel haftadan sonra kalp atımı TV USG ile kesinlikle saptanır.
-Bu haftadan sonra kalp atımları 9. haftaya kadar kademeli şekilde artar.
-Yedinci haftadan sonra kalp atım hızı 120 vurudan 160 vuruya yükselir.
-Genellikle dakikada 85 atım ve altı kalp atımları, gebeliğin bozulması ile ilşkilidir ve takip sonogramları gerekir.



Komplikasyonlu Erken Gebelik ve Ultrasonografi

-Gebeliğin erken haftalarında kanama olağan dışı değildir. Kanamanın nedeni desidualize olmuş endometriyum içine trofoblastik implantasyonla ilişkilidir.
-Gebelik kesesi gelişirken, ekojen koryon desiduanın hemen altında muhtemelen kan gölü ve lakünlerine ait küçük hipoekojen alanlar görülebilir.
-Transvaginal renkli doppler USG ile embryonun sonografik olarak görüntülenmesinden önce koryodesidua içinde arteryel ve venöz akım görülebilir.
- Aşırı kanaması olan hastalarda retrokoryal hematom olabilir. Bu durumda koryon arkasında kanama vardır ve bu kanama gebelik kesesini saran hipoekojen alan şeklinde görülür. Uzatılmış elips hacmi formülü kullanılarak (uzunluk (cm) × genişlik (cm) × yükseklik (cm) ×0,5 ) hematom hacmi hesaplanabilir ve gebelik kesesi ile oranlanabilir. Retrokoryal hematom büyüklüğünün, gebeliğin devam edip etmeyeceği hakkında fikir verir. Retrokoryal hematomun gebelik kesesinin dörtte birinden az ise gebeliğin devamı muhtemeldir.
-Spontan inkomplet abortuslarda fetus/embriyo atılır ve koryondesidual doku parçaları içeride kalır. Bu doku TV USG ile kavite içinde tipik olarak ekojenik izlenir. Koryon, desidua düzensiz olarak izlenirken, “sönmüş” kese görünümü verir.
-Erken gebeliğin bozulması genellikle kromozomal anomaliler nedeni ile olmaktadır.
*** Embriyonik kayıp, CRL: 6mm’lik gebeliğin kalp atımının TVUSG ile izlenmemesi ile belgelenebilir.
- Bazı hatalı embryonik gelişimde kese içinde amorf birikinti görülür, bunlar ya kan birikintisi ya da dökülen koryon, desiduadır.



KAYNAKLAR:
1.Birinci Trimester Ultrasonogafi. Cihat Şen ve ark. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Perinatoloji Bilim Dalı, İSTANBUL,Perinatoloji Dergisi 2001; 9(4):201 - 223
2.Obstetrik Ultrasonografi. Doç Dr. Deniz Akata. H.Ü.T.F RADYOLOJİ ABD
Devamını Oku

PULMONER TROMBOEMBOLİ

































PULMONER TROMBOEMBOLİ

PULMONER ARTER-VEN ANATOMİSİ,TORAKS VASKÜLER ANATOMİ


Pulmoner truncus
Sol pulmoner arter (left pulmoner artery)
sağ pulmoner arter Right pulmoner artery)
TK:Triküspit Kapak
PK:Pulmoner Kapak
MK:Mitral Kapak
AK:oork Kapağı
Lober pulmoner arter
Segmental pulmoner arter
SVC:Süperior vena cava
IVC: İnferior vena cava
Brakiosefalik arter
Sol common carotid arter
Subklavian arter



TANIM:
Pulmoner arteryel dolaşıma giren materyallerin damarı tıkamasına pulmoner emboli denir. Tıkanan damarın çapı ne kadar geniş olursa, pulmoner embolinin kliniği de o kadar ağır olur. Bu embolik materyaller pıhtı, enfekte pıhtı, hava, kemik iliği, amniyotik sıvı, parazitler, yağ veya enjekte edilen çeşitli maddeler olabilir.

KLİNİK:
Pulmoner emboli gelişen hastada belirti ve bulguların spesifik olmaması
nedeniyle antemortem klinik tanısı güçtür.Hastaların %80'inde belirgin semptom yoktur. Diğerlerinde dispne ve göğüs ağrısı
gibi spesifik olmayan semptomlar vardır. Tedavi edilmediğinde mortalite oranı %30 kadar yüksek olabilir,
ancak tedaviyle bu oran %3-10’a düŞmektedir.

LABORATUAR:
- D-Dimer değeri 500 mg/dL'den büyükse klinik tanı kuvvetlenir. Ancak spesifik değildir (ameliyatlar, maligniteler, DİC de de yükselebilir).
- Arteryel kan gazları değerlendirmede yardımcı olabilmekle beraber normal olduğunda pulmoner emboliyi ekarte ettirmez. Arteryel parsiyel oksijen basıncı (PaO2) ve karbondioksit basıncı (PaCO2) değerlerinde azalma olabilir.

TANI
1. Anamnez (Predispozan faktörler)
2. Klinik (Dispne + takipne + taşikardi ve diğerleri)
3. D-Dimer değeri + Akut sağ kalp yüklenmesi bulguları (EKG, EKO)
4. MDBT pulmoner anjiografisi
5. Ventilasyon - perfüzyon sintigrafisi
6.Pulmoner anjiyografi.




PULMONER TROMBOEMBOLİ PROTOKOL MDCT
Birçok yeni görüntüleme yönteminin geliştirilmesine rağmen pulmoner tromboemboli tanısında pulmoner DSA
halen altın standart yöntem olarak kabul edilmektedir. Yöntemin duyarlılık ve özgüllüğü %95’in üzerindedir. Ancak invaziv olması, kontrast madde, teknik ekipman ve deneyimli personel gerektirmesi,
her yerde uygulanamaması kullanımını kısıtlamaktadır.
Bazı çalışmalarda subsegmenter
embolinin MDBT ile pulmoner DSA’ya eşdeğer oranda olduğu gösterilmiştir.

Pulmoner BT anjiyografinin tanısal değerinin çok yüksek olması nedeniyle pulmoner DSA’nın yerini alabilmiştir. Yanısıra noninvaziv olması, akciğer parankimi ve mediastinal patolojilerin tespitine imkan sağlaması avantajları nedeniyle pulmoner anjiyografiye üstünlük göstermektedir.




Hasta supin pozisyonda yatırılır. Hastalara nefes
tutma konusunda bilgi verilir.Öncelikle
skenogram alınır.




Skenogram üzerinde ana pulmoner arter seviyesinden geçen kesit seçilerek tekrar görüntü alınır. Alınan kontrastsız kesitte pulmoner trunkus işaretlenir (yan üstteki resim).













İşaretlenen pulmoner trunkusun opasifikasyon seviyesi
eşik (100 HU) değeri geçince (yan alttaki resim) otomatik enjektörle yaklaşık 90-120 cc noniyonik kontrast madde 3.5-4 mL/saniye hızla verilir. İşaretlenen pulmoner arterdeki opasifikasyon
seviyesi eşik değerine ulaştığında daha önceden skenogram üzerinde işaretlenen arkus aorta ile
diyafragma arasında kalan alan otomatik olarak taranır.









Enjeksiyon antekübital vene yerleştirilen
18-20 G intraket yoluyla yapılır.
Çekim parametreleri; (64 dedektör)
-100kv ,mAs 135
-Kesit kalınlığı 0.75 mm, -Pitch 1.0-1.2
-Kolimasyon 64x0.6 mm
-RI : 0.5
-Kernel :B25f
-Windows: 700/80
-Recon direction: oblik olarak belirlenir. Elde edilen görüntüler 1 mm den küçük kesit kalınlığı ile rekonstrükte edilerek iş istasyonu monitöründe değerlendirilir.




PULMONER TROMBOEMBOLİNİN BT BULGULARI

-Akut pulmoner tromboemboli olgularında BT kesitlerinde en güvenilir bulgu, arter
içinde çevresinden kontrast madde geçişi olan dolum defekti,

-Santral ya da marjinal düzgün ya da düzensiz
sınırlı, çevresinde kontrast madde geçişi gösteren
intraluminal hipodens dolum defekti,

-Arter duvarında izlenen hipodens mural defekt,

-Trombüs arter lümenini tamamen tıkadığnda
tam dolum defekti görülür.

-Damar duvarı ile dar açı yapan ve lümene projekte olan dolum defektleri de akut emboli
lehinedir.

-Damar çapı normal veya normalden geniş
olabilir.

-Damar duvarı ile devamlılık gösteren ve geniş açı yapan
emboliler, trombüs içinde rekanalizasyon, arteriyel
damar çapında %50’den fazla küçülme kronik emboli bulgularıdır.

*Küçük segmenter dallarda akut-kronik emboli
ayrımını yapmak mümkün değildir.




KAYNAKLAR:
1. Kliniğe Yönelik Anatomi.Keith L. Moore. Çeviri editörü:Prof. Dr. Kayıhan Şahinoğlu.2007
2. Venöz tromboembolizm tanısında tek detektör sıralı ve çok detektör sıralı BT anjiyografi. Abdullah KOYUNCU ve ark.Hacettepe Üniversitesi Týp Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalı.Tüberküloz ve Toraks Dergisi 2007; 55(1): 24-33
3.Trowbridge RL, Araoz PA, Gotway MB, et al. The effect of helical computed tomography on diagnostic and treatment strategies in patient with suspected pulmonary embolism. Am J Med 2004; 116: 84-90.
Devamını Oku

Thoracic (torasik) - Abdominal Aorta DİSEKSİYONU-hazırlık aşamasında




























AORT DİSEKSİYONU:

Spontan intimal yırtıktan aniden aort duvarı içine giren kanın intimayı diseke ederek altından ilerlemesi ile oluşur.
Telede üst mediastende genişleme olur.
BT hızlı ve kesin tanı yöntemidir. Torasik aort hastalıklarında anjiokardiografi ve ekokardiografiden üstün MRG ye eşit olarak kabul edilmektedir.
Diseksiyon tanısı kontrast madde ile opasifiye olmuş aort içerisinde hipointens bir çizgi halinde intimal flebin görülmesi ile koyulur. Aort duvarındaki kalsifik plağın lümen içine doğru yerdeğiştirmiş olması da bir diğer bulgudur.

Sınıflandırma: DeBakey

Tip I: Asendan aortadan başlayıp distale(desendan aortaya) kadar uzanır.
Tip II: Diseksiyon asendan aortaya lokalizedir.
Tip III: Diseksiyon desendan aortaya lokilazedir.

Stanford sınıflaması


Tip A: Proksimali tutan tüm diseksiyonlar(DeBakey için Tip I ve II)
Tedavi: cerrahi ya da endovasküler.

Tip B: Proksimali tutmayan, distali tutan diseksiyonlar(DeBakey için Tip III)
Tedavi:
medikal



GENEL BİLGİLER:

* Incidence: 1-10 : 100.000
* sıklıkla erkek
* nadir < etiology =" media"> 70%
* Type A mortality 1-2% semptomların başlangıcından her bir saat sonra , total de 90% tedavi edilmezse, 40% tedavi edilirse.
* 1 year survival Type B up to 85% if medically treated (5 year > 70%)



GERÇEK LÜMENİN ÖZELLİKLERİ:

1. Gerçek lümenin diseksiyonda daralmış olmasına karşın anevrizmada normal ya da genişlemiştir.
2. Gerçek lümen kalsifikasyonlarla çevrilidir.
3. Çölyak trunk, SMA ve sağ renal arter genellikle gerçek lümenden orjin alır.
4. gerçek lümen yalancı lümenden daha küçüktür.


YALANCI LÜMENİN ÖZELLİKLERİ:

1. Yalancı lümen tromboze olabilir, intimal flebin iyi görülmediği hallerde tromboze anevrizma ile diseksiyonu ayırmak zor olabilir.
2.Diseksiyonda yalancı lümendeki trombüs birden çok sayıdaki kesitte devam eder.
3.Yalancı lümende akım olabilir ya da kronik dönemde trombus ile oklüde olabilir.
4.Delayed enhancement (gecikmiş parlaklaşma)
5.Gerçek lümen çevresinde kama şeklinde gaga işareti (beak-sign)
6. Collageneous medya kalıntıları (örümcek ağı)
7. Gerçek lümen den daha büyük
8. Circular configuration (persistent systolic pressure-basınç)
9. Genellikle yalancı lümenden sol renal arter orjin alır.
10. Surrounds true lumen in Type A dissection



BT (CT) PROTOKAL

5 mm aksiyel rekonstrüksiyonu ve koronal, sagital ve oblik MPRs.

Kontrastsız inceleme, intramural hematom (IMH) tespiti için yapılır.

Kontrastlı inceleme bolus tetikleme (triggering) ile arteryel faz çekildikten sonra venöz faz (100 ml Visipaque, 3ml/sec) da aınır.

Arteriyel ve venöz faz arasındaki kontrast farklılıkları gerçek ve yalancı lümeni ayırt edilebilmede faydalıdır.

Iliyak sistem endovasküler tedavi olanakları değerlendirme aşısından incelemeye dahil edilmelidir.


TUZAK VE ARTEFAKTLARI AZALTMAK İÇİN:
1. Contrast injectionunu sağ koldan verme : Çünkü intimal flebin görünürlüğünü engelleyebilir ve görüntüde distorsiyona neden olabilir. kontrast sol koldan verilmelidir.
2. EKG-triggered imaging ( intimal flebi taklit eden motion artifacts (hareket , kalp) ını azaltmak için yapılabilir.
3. ROİ aortik arkın distaline desenden aortaya konmalıdır.


Devamını Oku