BRAKİAL PLEKSUS ANATOMİSİ VE LEZYONLARI



-
-www.fizyoweb.com sitesinden modifiye edilmiştir.
www.tiplopedi.com sitesinden alınmıştır.

Brakial Pleksus  Anatomisi


  • Omuz, üst ekstremite ve üst toraks  kaslarını, 
  • El ve cildin kutanöz sinirlerini, 
  • (C3-C5) frenik sinir dallarıyla diyafram hareketini ve 
  • C8-T1 sinirler aracılığıyla sempatik ganglionların inervasyonunu 
  • Sağlayan periferik sinir sistemidir. 






  • Servikotorakobrakial bölgede,BPL(brakial pleksus) subklavian arter ve venin superior ve posteriorunda seyreder. 

    • Brakial Pleksus 5 segmentten oluşur:
    • kök (root), 
    • trunk
    • division
    • cord 
    • terminal branches. 

    -Brakial pleksus ve torasik outlet sendromunda mr görüntüleme. Ayşe Aralaşmak..Bezmialem Vakif Universitesi Radyoloji AD.tablosundan modifiye edilmiştir.

    -MR Görüntüleme Protokolleri;


    Brakial Pleksus MR’da C4’den başlayarak T2’ye kadar multiplanar görüntüleme yapılmalıdır.
    Pleksitislerde , travmalarda ve tümörlerde inceleme kontrastlı yapılmalıdır.
    Travma düşünülmeyen olgularda süreyi azaltmak için MR myelografi alınmayabilir.
    Vücut, servikal veya fleks koiller kullanılabilir.
    Tuzak nöropatisi (TOS) düşünülmüyorsa inceleme nötral pozisyonda (hastanın kolları vücudunun yanında olacak şekilde) yapılmalıdır.
    TOS düşünülüyorsa abduksiyonda ek sekanlar alınmalı ve gerekirse nötralde tekrarlanmaldır.
    TOS’da BPL görüntüleme sekanlarına ek olarak BPL’nin uzun aksına dik oblik sagittal T1A’ lar ve sublavian arter ve vene yönelik MR angiografi  ve MR venografi  elde olunmalıdır. Abduksiyon incelemesi sonrası nötral pozisyonda oblik sagittal T1A’lar ve vasküler bası var ise MRA ve MRV’ler tekrarlanmalıdır.

    -Preganglionik zedelenme-

    -Preganglionik zedelenme-
    -

    Travmatik Brakial Pleksopati

    Travmatik  brakial pleksus zedelenmesi doğum travması nedeniyle  yenidoğanlarda ve trafik kazaları nedeniyle  adölesanlarda yaygındır.

    Obstetrik hasarlarda, Erb-Duchenne paralizisyle (C5, C6 ve ± C7) sonuçlanan suprakalvikular brakial pleksus çoğunlukla etkilenmiştir.

    Travmatik zadelenmeleri tanımlamada farklı terminolojiler kullanılır:

     “streching” (nöroapraksi veya traksiyon),
    --Traksiyon zedelenmesinde, MR’da brakial pleksusda asimetrik kalınlaşma, düzensizlik, T2 hiperintensite ve difüz kontrast tutulumu izlenir.
    --Postganglionik zedelenmelerde, posttravmatik nöroma diye adlandırılan kontrast tutan nodüler kalınlaşmalar ve BPL çevresinde hematom görülür.
    --Preganglionik zedelenmelerde, kök avulsiyonu, psödomeningosel, köklerin spinal korddan çıkış zonlarında (root stump) veya intradural köklerde kontrastlanma, kök avulsiyon seviyesindeki spinal kordda sinyal değişiklikler, spinal kord avülsiyonu, ve paraspinal kaslarda sinyal değişiklikleri görülebilir.
    --Psödomeningosel ve spinal kordda ve paraspinal kaslarda sinyal değişiklikleri preganglionik zedelenmenin indirekt göstergeleridir. Ancak, psödomeningosel, vakaların %15’inde kök avülsiyonu olmadan meydana gelebilir ve avülse köklerin %20’sinde de psödomeningosel izlenmeyebilir.
    --Spinal kordda akut fazda ödem (ekspansiyonla birlikte T2 hiperintensitesi) veya hemoraji (T2 hipointensitesi) görülebilirken kronik fazda myelomalazi (volüm kaybıyla birlikte T2 hiperintensitesi) görülebilir.
    --Paraspinal kas denervasyonunda en erken ve en sensitif görüntüleme bulgusu kontrast tutulumudur. Denerve kasın kontrast tutması  zedelenmeden sonraki 24 saat gibi erken bir sürede olur. Daha az olarak denerve kasta T1A ve T2A’ da hiperintensiteler, ve paraspinal kaslarda volüm kaybı diğer bir bulgulardır.

     “kök avulsiyonu (kökün spinal kordan preganglionik seperasyonu),
     “postganglionik rüptür” (BPL’nin ganlion distalinde seperasyonu),
    psödomeningosel” (sinir köklerinin çevresindeki meningeal kılıfta yırtık ve çevre dokulara CSF ekstravazasyonu) ve
     “posttravmatik nöroma” (postganglionik seperasyon alanında rejenere sinir yumağı).
    Streching (gerilme, traksiyon) zedelenmesi en hafif ve en yaygın olandır ve kendiliğinden iyileşir. -


    -Ekstrinsik kitleler

    BPL’yi invaze veya basan ekstrinsik kitleler primer tümörlerden daha yaygındır.
    İnvazif veya metastatik meme kanseri, akciğer ve boyun kanserleri, lenfoma, lösemi, melanoma, gastrointestinal ve genitoüriner karsinomlar ve nörolenfomatozis BPL’yi tutan ekstrinsik kitlelerdir.
    Meme ve akciğer kanseri metastazları en yaygın olanıdır.
    Pankost tümörü  BPL’yi kolaylıkla invaze eder.
     BPL’nin nörolenfamotozisi (difüz kalınlık artışı, T2 hiperintensite ve kontrast enhansmanı) sistemik lenfomanın bir parçası olabileceği gibi primer sinir sistemi lenfoması da olabilir.

    İntrinsik kitleler

    Nörojenik tümörler BPL’nin en yaygın primer tümörleridir. Bening sinir kılıfı tümörlerinden nörofibroma %50-65’ini ve Schwannomlar %18-20’sini ve malign periferal sinir kılıfı tümörleri ise %14’ünü oluşturur.

    Nörofibromalar sinirin uzun aksı boyunca büyür ve fusiform görünümdedir ve santral homojen kontrastlanma paterni gösterirler.
    Kitlenin santralinin T2 hipo, periferinin T2 hiperintens olması hedef görünümü (target sign) olarak adlandırılır.
    Fasiküler bulgu (T2A’de tuz ve biber görünümü) ise Schwannomaları destekleyen bir bulgudur.

    BPL’yi invaze veya komprese eden diğer nadir primer tümörler ise fibromatozis, lipoma, perinöroma, myozitis osifikans, ganglionöroma, hemangioma, lenfanjioma, ve sarkomlardır.
    Fibromatozisler en sık bening tümörlerdir daha sonra lipoma and perineuriomalar gelir.
    Fibromatozis, lokal agresif ekstra-abdominal desmoid tümör olup, T1A’da kas ile isointens , fibröz komponentlerinden dolayı T2A’da heterojen hiperintens ve infiltratif marjinleri bulunan ve belirgin kontrastlanan kitlelerdir.-


    -Brakial Pleksitis

    BPL’yi etkileyen en yaygın inflamatuar süreç radyoterapi sonrası oluşur, genellikle tedavi sonrası ortaya çıkar.
    BPL’de metastazlar fokal kitleler olarak izlenirken radyasyon pleksopatisi BPL’de difüz kalınlaşma, sinir çevrelerinde bulanıklaşma, fibril distorsiyonu (özellikle terminal dallar, kordlar ve divizyonlar etkilenirken, kök ve trunkuslar nispeten korunur), T2 hiperintensite ve kitle formasyonu olmaksızın minimal kontrastlanma olarak izlenir .
    Kronik formdaki radyasyon fibrozisi en yaygın olandır ve T1 ve T2A’da hipointens görünür. Akut radyasyon pleksopatisi ilk 6 ayda vasküler oklüzyona bağlı olarak ortaya çıkabilir ve genellikle kalıcıdır. MR’da BPL’nin difüz anormal sinyal intensitesi ve BPL ve çevre yumuşak dokularda kontrastlanma izlenen olgularda radyasyon hasarı ile rekürren kanser ayrımının yapılması mümkün olamayabilir.

    Vasküler İnmeler

    Brakial pleksopati, bir çok sayıda vaskülitik hastalıkta rapor edilmiştir. Görüntüleme bulguları genellikle normal olmakla birlikte nadiren T2A’de BPL’nin difüz hiperintensitesi izlenebilir. Pleksopatiye sebep olan subklavian arter anevrizması Behçet hastalarında bildirilmiştir.-


    -

    TOS (Tuzak Sendromu)

    TOS servikotorakobrakiyal alanda BPL, subklaviyan arter veya subklaviyan venin ayrı veya kombine olarak dinamik kompresyonu sonucu oluşur. Nörovasküler demetin komprese komponentine baglı olarak olgularda arteriyel, venöz veya nörojenik TOS semptomları izlenir.
    Semptomlar kol elevasyonu ve kolun uzun süreli kullanımı ile çoğalabilir veya agreve olabilir.
    TOS nedeninin belirlenmesi ve kompresyon lokalizasyonunun ortaya konması için dinamik görüntüleme oldukça önemlidir.

    Nörovasküler demet üç bölgede komprese olur; 

    interskalen üçgen;

    --kostaklavikular alan ve retropektoralis minör alanıdır.
    --İnterskalen üçgenin inferiorunu birinci kosta, tabanını subklavian arter, anteriorunu anterior skalen kas, posteriorunu orta skalen kas oluşturur.
    --Kas zedelenmeleri, kolların devamlı yukarda çalışması sonucu oluşan kas hipertrofileri, kongenital fibromüsküler anomaliler, servikal ve anormal birinci kostalar bu bölgede subaklavian artere ve BPL’ye bası oluşturabilir.


    Kostaklaviküler alanın:

    -- superiorunu klavikula, anteriorunu subklavious kas, posteriorunu birinci kosta oluşturur.
    --Omuzun abdüksiyonununda klavikula posteriora yer değiştirerek kostaklaviküler alan hacmini azaltır.
    --Uzun servikal kosta bu alana uzanarak veya subklavious kas hipertrofisi, aksesuar kaslar, birinci kostanın veya
    --klavikulanın hipertrofik kallusu bu boşluğu daha da daraltarak subklavian artere, subklavian vene ve BPL’ye bası oluşturabilir.

    Retropektoralis minör boşluk;
    --(subkorokoid boşluk) birinci kostanın lateralinde pektoral kasların posteriorunda korokoid prosesin inferiorunda yer alır.
    -- Retropektoralis minör boşluk hacmi omuzun hiperabduksiyonunda azalır, özellikle kas hipertrofileri ve aksesuar kaslar ile aksiller arter, aksiller ven ve BPL komprese olabilir.
    --Subklavian arter ve ven birinci kostanın lateralinde aksiller arter ve ven olarak adlandırılır.--
    KAYNAKLAR:
    1-WWW.fizyoweb.com
     2-Brakial pleksus ve torasik outlet sendromunda mr görüntüleme. Ayşe Aralaşmak. .Bezmialem Vakif Universitesi Radyoloji AD.
    3-Magnetik Rezonans İmaging ortopedics and sports Medicine.David W.Stoller. volüm1.2007
    4-www.tiplopedi.com 

    Devamını Oku

    Fibrous ve Osteofibrous Displazi



    -
    Fibrous ve Osteofibrous Displazi

    Hem monostotik fibröz displazi ve osteofibrous displazi    T1-ağırlıklı görüntülerde düşük sinyallidir.   
    -

    T2  agırlıklı görüntülerde  yoğunluğu ve artmış sinyal  göstermektedir.Lezyonlar kalın, düşük sinyal yoğunluklu sklerotik sınır ile sınırlanmıştır ve T2 ağırlıklı görüntülerde görülen homojen artmış sinyal yoğunluğu izlenir. 
    -
    -
    -Femur boyun monostotik fibröz displazi için ortak bir yerdir.
    Kafatası ve yüz kemikleri katılan hastaların% 10 ile% 20 görülür. . Poliostotik fibröz displazi lezyonlar benzer, ancak daha agresif bir durumdur..Genellikle femur boyun  bir patolojik kırık neden olur . IVCM sonrası periferal kontrast tutulumu gösterir.

    Fibröz displazi tedavisi uzun kemik boyunca kemiği  stabilize eden  kortikal grefti veya implant tespiti içerir. Ayırıcı tanıda basit kemik kisti düşünülebilir ancak IVCM sonrası kontrast tutumaz.
    KAYNAKLAR: 1.Magnetik Rezonans İmaging ortopedics and sports Medicine.David W.Stoller. volüm1.2007 2.İskelet sistemi radyolojisi. Prof.Dr. Esin Emin Üstün.2003.
    Devamını Oku

    SÜRRENAL (ADENAL) BEZ LEZYONLARI






    -ANATOMİ:


    • Korteks ve medulladan oluşur.
    • Bezin uzunluğu 4-6 cm dir.
    • bacaaklarının kalınlığı 3-6 mm dir.
    • diafragma krusundan kalın olmamalıdır.  
    • Düzgün bir kapsülü vardır.
    ****Lezyonların tespitinde BT , 

    karekterizasyonunda MR daha etkilidir.

    ----

    ADRENALDE TUZAK LEZYONLAR;

    **Adrenal lojda yerleşimli ektraadrenal lezyonlar.
    **Çok nadir görülen patolojiler
    **1 cm den küçük lezyonlar
    ---

    İNSİDENTALOMA

    **görüntülemede  insidental adrenal lezyonlar %4-6 oranında görülür.
    **büyük kısmı benign olup yalnızca %0.02 lik kısmı önemlidir (karsinom, feokromositoma vb )
    **%20 si subklinik seyreder
    * 3cm yi geçince hormon aktif olurlar.
    *Çogu adenom (%75-80)
    ---

    ADENOM:


    Yağdan zengin adenom %70
    Yağdan fakir adenom %30

    Tanısal algoritim:

    1. C-, BT+ washout
    2. kimyasal şift MR
    3.PET BT
    4. Biyopsi-
    *adenom 5 cm nin üzerinde ve hormonaktif se cerrahi tedavi gerekir
    *en az 6 ay 2 görüntüleme yöntemi ile stabil kalan
    *4 yıl dan daha fazla hormon sekresyon yapmayan lezyonlar radyolojik takipten çıkarılır.
    --

    BT

    ** Rutin venöz fazda abdominal BT;  de lezyon 37HÜ nün altında ise adenomdur.
    **---37 HU  nün üzerinde ise;
    ** gec faz BT alınır;
    **10.dk.da %50 nin üzerinde yıkanma adenom için tanısal (duyarlılık %96, özgüllük%100).
    **10.dk.da %50 nin altında yıkanma atipik  adenom veya metastaz olabilir.
    **geç kontrastlı görüntülerde dansite değerinin 30  HU nün altınd olması adenom tanısı koydurur. Ancak adenomların cogunda bu dönemde dansite değeri 30 un üzerindedir ve budurmda kontrast yıkanma oranları kullanılır.


    15. dk BT de;
    Absolüt yıklanma oranı (APW): 100x(VF-GF)/(VF-NK): Adenom: %60 ve üzeri yıkanma varsa

    Rölatif yıklanma oranı (RPW): 100x(VF-GF)/(VF):Adenom: %40 ve üzeri yıkanma varsa

    VF:venöz faz dansite
    GF:geç faz dansite
    NK:prekontrast dansite
    APW de  %60 ve RPW %40 dan az yıkanma oranı varsa hemen daima maling.

    ****Dansite ölçümünü solid alanlardan yapılır. kistik ve kalsifikasyon içeren alanlardan uzak durulur.

    -
    ---

    -SÜRRENAL MR  PROTOKOL:


    Standart T1 ve T2
    Ölçülmüş T2 değeri (T2 parlaklığının derecesi)
    *kontrastlı mr kitlelerin kontrastlanma paternleri hakkında bilgi verir.
    Kimyasal şift görüntüleme
    *Yağ baskılamalı  T2 ağırlıklı görüntülerde normal adrenal çevresindeki yağ planlarına göre çok , parlak görülür.
    *Metastas ve karsinom T2 de yüksek sinyalliidir.
    *adenom ve metastazlarda T1 sinyai benzerdir.hücresel yağ gösterimi adenomu metastazdan ayırır.
    *küçük FOV
    *TE :4.4 ve 2.2
    *lipid varlığı (örneğin in faz, out  faz  ve yağ baskılama gibi) T1 ri  yüksek sinyalli lezyonlar ( subakut kanama ve yağ içeren adrenal kitleler)  ayırt edilir.
    *dış faz görüntülerde su ve yağ içeren dokularda sinyal kaybı izlenir.
    *sinyal kaybı yağ miktarı ile doğru orantılıdır.
    **Adenomlarda dış fazda sinyal kaybı ve bellirgin hipointens görünüm izlenirken metastaz gibi intrasellüler yağ içermeyen adrenal kitlelerde dış fazda sinyal

    kaybı görülmez.

    hızlı GRE nefes tutmalı T1A. Yağ baskılı T2A.

    * T1-weighted gradient echo sequences in and out of phase in the axial and coronal planes, slice thickness of 3 to 5 mm;
    *T2-weighted TSE sequences with lipid saturation in the axial plane, slice thickness of 3 to 5 mm;
    *T2-weighted HASTE sequences of the coronal plane, slice thickness of 5 mm.
    *The use of intravenous contrast agents  (to differentiate solid lesions from hemorrhages),  ve  pheochromocytoma da sınırlı tutulmalıdır.  axial imaglar

    standarttır. koronal ve sagital görüntüler büyük adrenal kitlelerin anatomik ilişkileri göstermek için yararlı olabilir .

    kimyasal şift görüntüleme ile adrenal kitlelerde sinyal kaybı dalak referans alınarak matematiksel olarak formüle edilmiştir.

    *Sinyal intensite (Sİ) baskılama yüzdesi : [(lezyon Sİ/dalak Sİ)dış faz]/ [(lezyon Sİ/dalak Sİ) iç faz]-1x100; -28 veya daha düşük


    *Sİ indeksi =[(lezyon Sİ iç faz-lezyon Sİ dış faz)/(lezyon Sİ iç faz)]x100: 30 veya üzeri

    *Sİ oranı= [(lezyon Sİ/dalak Sİ)dış faz]/ [(lezyon Sİ/dalak Sİ) iç faz] x100: 0.7 veya daha düşük değerler baz alındığında her 3 formüldede adenomlar için

    özgüllük %100 dür.-
    ** Tüm adrenal bez lezyonlarının %51 rini oluşturur.
    *Dış faz görüntülerde su ve yağ içeren dokularda sinyal kaybı izlenir.
    *Sinyal kaybı yağ miktarı ile doğru orantılıdır.
    *Adenomlarda dış fazda sinyal kaybı ve bellirgin hipointens görünüm izlenirken metastaz gibi intrasellüler yağ içermeyen adrenal kitlelerde dış fazda sinyal kaybı 

    görülmez.
    ---

    -MYELOLİPOMLAR:


    • *Dansitesi tipik olarak -30 ile -100 HU
    • *Punktat kalsifikasyon alanları içerebilir. -
    ----

    -ADRENOKORTİKAL KARSİNOMLAR:


    • *Genellikle büyük (4-20 cm), yoğun, soliter, unilateral, heterojen, düzensiz konturlu kitleler olup invazyon gösterebilir.
    • *dansitesi; kontrastsız BT de 10 HU nün üzerinde , geç fazlarda 40 HU nün üzerindedir. 
    • *%50-80 ni fonksiyonel (cushing sendromu, hiperaldesteronism, virilism, feminisim)
    • *Kötü prognoz-
    ----

    -FEOKROMASİTOMA 


    • *Genellikle 3 cm den büyük, soliter, unilateral,oval veya yuvarlak,
    • *sınırları düzenli heterojen kistik yapıdadır.
    • *kontrastsız (C -) BT de 20 HU den fazla , kas dokusu ile eş değerde
    • *BT sensitivitesi %93-100
    • kalsifikasyon görülebilir.
    • *T2A da KC  re göre hiperintens
    • *dış fazda sinyal kaybı göstermez.-
    • *hipertansiyon, flashing, bas ağrısı
    • *%10 bilateral, %10 ektraadrenal (paraganglioma)
    • %10 ektraadrenal (paraganglioma)
    • --pre ve paravertebral sempatik zincir
    • --Abdomen %98
    • --paravertebral posterior mediasten %1
    • *inhomojen, santral nekroz
    • *MEN tip 2A 2B
    • *Von hippel lindau hastalığı
    • *sturge-weber sendromu
    ----
    -

    ADRENAL TÜBERKÜLOZ:

    **Akut dönemde bt de bez konturları korunur ancak ılımlı boyut artışı vardır.
    **kronik dönemde bezde atrofi ve kalsifikasyonlar izlenir.
    -
    ----

    -KİSTLER:

    *Endotelyal,psoudokist, epitelyal, parazitik
    *Genellikle aseptomtik
    *nadiren cushing sendromu, virilizasyona neden olur.
    *C-; BT de uniloküler ve multiloküler
    *iyi sınırlı
    *homojen ince duvarlı su dansitesinde (0-21HU)
    *C --
    ----

    -ADRENAL HEMATOMLAR: 

    *C- BT de : akut ve subakut dönemde yüksek dansitede (50-90 HU) hiperdens
    *Boyut ve dansitesi zamanla azalır.
    *tümöral kanamadan c- maması nedeniyle ayrılır.
    * 1 yıldan sonra kalsifikasyon gelişebilir.-
    ----

    -METASTAZLAR:

    *Tüm adrenal bez lezyonlarının %31 rini oluşturur.
    *Bilateral,
    *dansitesi yüksek
    *T2A da KC  re göre hiperintens
    *dış fazda sinyal kaybı göstermez.-
    ----

    -KOLLİZYON TÜMÖR:

    *Adenom ile beraber adrenal dışı lezyon varlığı-
    ----
    -


    MAKRONODÜLER HİPERPLAZİ:

    *Diffüz ya da nodüler tarzda kalınlaşma
    *adrenal bezde kortikal otonom hiperfonksiyon
    *Baskılanamayan hiperkortizolism
    *erkek baskın
    *ort yas 50-
    KAYNAKLAR:
    1.Dr. Elif Adanır.ADRENAL KITLE LEZYONLARININ BENIGN-MALIGN AYRIMINDA HELIKAL KONTRASTLI BT INCELEMELERININ ROLÜ.Süleyman Demirel Üniversitesi Tip Fakültesi Radyodiagnostik Anabilim Dali, ISPARTA-2003.
    2.23.ulusal radyoloji Kongresi.Bilgisayarlı tomografi.2002. 3.MRD video sunuları 2013, 2014
    4.Lee Computed Body Tomography with MRI Correlation.
    Devamını Oku

    MATUR KİSTİK TERATOM (Dermoid csyt)




    MATUR KİSTİK TERATOM (Dermoid csyt)

    Over teratomlarının %95 'i değişen miktarlarda matur mezodermal, endodermal ve ektodermal

    dokular içeren bening matur kistik teratomlardır (dermoid kist).

    Ortalama görülme yaşı 30 dur. Benign kistik teratom genellikle çocuk doğurma çağındaki genç kadınlarda görülür.

    Ortalama tümör boyutu 6 cm dir.

    Sıklıkla asemptomatiktir. Daha az sıklıkla karın ağrısı örülebilir.
    büyük kitlelerde torsiyon görülebilir.

    Malign dejenerasyon nadirdir ve dermoid kistlerin %1 den azında görülür.tipik olarak daha yaşlı  kadınlarda görülür.

    matur kistik teratom anısının konmasında esas nokta lezyonların yaklaşık 95 de olan tümör içi lipit ya da yağ varlığının gösterilmesidir. Yağ-sıvı, yağ-yağ seviyelenmesi görülür.  


    MR:

    Yağ baskılı ve yağ baskısız T1A:alınarak dermoid kistlerin içindejki yağ gösterilebilir. Ayrıca bu
    sekansta T1A da hiperintens olan hemorojik over kistleri ve endometriozis gibi lezyonlardan ayırımı
     yapılabilir.

    Ayrıca frekans şifreleme yönunde kiyasal şift  artefaktı belirlenmesi yağ -su arayuzu varlığını
    gösterir.

    STIR sekansı düşük sistemlerde kullabilir ancak T1 rı kısa dokular (hemoroji) STIR görüntülerde
    hipointens olacağından tek başına kullanılmamalıdır.-

    Bazı dermoid kistler standar t yağ baskılama sekansı ile gösterilebilecek kadar yağ içer mediğinden  bu lezyonlarda yağın göstteilebilmesi için kimyasal şift imaging yapılmalıdır (in faz , out faz). 
    KAYNAKLAR: 1.Body MRI. Evan S.Siegelman.2008.
    Devamını Oku

    KEMİK İNFARKTININ MR BULGULARI



    -------

    KEMİK İNFARKTININ MR BULGULARI


    Kemik infarktları hemen daima  metafizyel yerleşimli olup aynı zamanda epifiz ve diafize de yerleşir. bir kemikte çoklu tutulum varsa steroid tedavisi, sistemik lupus gibi hastalıklar düşünülebilir.

    Kemik Enfarktüsün MR görünümü tipiktir. Reaktif  kemik zonu olan T1A da serpinginöz düşük sinyal yoğunluğu ve yüksek sinyal yoğunluğu sarı veya yağlı kemik  iliği merkezi bileşeni ile karakteristiktir.

      

    --------
    T2 ağırlıklı görüntülerde reaktid kemik zonu hiperintenstir.

    Kemik infarktları ayrıca IV Gadolinium  ile hafif kontrast alanları gösterebilir.

    Kemik enfarkları klsifiye olduğunda,  T1 ve T2 ağırlıklı görüntülerde düşük sinyal yoğunluğu göstermektedir.   Infarkt arayüzünde iyileşme bulgusu olan fibroblastik reaktif doku ağır T2 ağırlıklı, FS PD- FSE ve STIR da  hiperintenstir. 

    --
    Subkondral yüzeye bitişik veya  epifiz  infarktları subkondral plakanın zatıflamasına mikro-kırıklara ve  eklem yüzeyi çöküşüne neden olabilir.

    Kemik infarktlar MR görüntülerinde enkondrom ayırt edilebilir. T1A da siyah  bir serpinginöz sınır  T2A da hiperintens olması ve yağlı  merkezi bir bölgesi ile enkondromdan ayrılır. 
    KAYNAKLAR: 1.Magnetik Rezonans İmaging ortopedics and sports Medicine.David W.Stoller. volüm1.2007 2.İskelet sistemi radyolojisi. Prof.Dr. Esin Emin Üstün.2003.
    Devamını Oku

    SNOVYAL OSTEOKONDROMATOZİS




    SNOVYAL OSTEOKONDROMATOZİS


    Snovyal kandromatasis, sinovyal eklemleri, tendon kılıflarını ve bursaları etkileyen idyapatik bir olaydır. Ekleme ait snovyal membranın intimal tabakasında multipI kıkırdak odaklar ve metaplazi formasyanu ile karakterizedir.

    Sinovyal osteokondromatosis terimi ise kıkırdak lezyonun ossifiye olduğu durumlarda kullanılır.
    Primer sinovyal kondromatosis nadir görülen bir monoartiküler sinovyal proliferatif bir hastalık olup, en fazla diz tutulumu görülür.
    Daha çok yaşlılarda gözlenen sekonder sinovyal kandromatosis ise oldukça yaygın olup tanı, eklem kıkırdağının, eklem yüzlerinden dökülmesi ve sinovyumda yerleşerek büyümesini sürdürmesi ile konulur. 
    Erkeklerde kadınlara göre iki katı fazla görülen bu durum çok sıklıkla 3-5, dekadlarda görülür.
     Sıklık sı­ rasına göre tutulan bölgeler; diz, dirsek, ayak bileği, kalça ve omuz eklemleridir
     Bunlar birkaç milimetre­ den birkaç santimetreye kadar değişen ölçülerde olup, herbir lezyonda değişen derecelerde mineralizasyon izlenmektedir. Bazı nodüller su dansitesinde olabilirler. Bu nodüller eklem içinde veya eklem civarında yumuşak doku kitlesi olarak izlenirler.
     Geç safhada birçok serbest cisim bulunur ve sekonder osteaartrilis yaygındır.
    KAYNAKLAR: 1.Diz ekleminde sinovyal osteokondromatozis (İki olgu sunumu).Orhan Karsan(1), H. Hakan Yanar(l), Bülent Alparslan(3).Acta Orthop Traumatal Turc 31: 265-268, 1997 . 2. David W. Stoller. MRI Orthopaedics and sports medicine.
    Devamını Oku

    KONJENİTAL BLOK VERTEBRA



    -

    KONJENİTAL BLOK VERTEBRA


    Konjenital blok vertebrada yükseklik akkiz blok vertebradan daha fazladır.

    ara yerde rudimenter disk aralığı bulunur. ve önde vertebral konveksite barizdir.



    Resimde c3-c4 'ün füzyonu na bağlı özellikler izlenmektedir. Önde konveksite artmış ve rudimenter disk aralığı (yeşil ok)  dikkati çekiyor.
    KAYNAKLAR: 1- İskelet sistemi radyolojisi. prof .Dr. Esin Emin Üstün
    Devamını Oku

    Dyke-Davidoff-Masson sendromu (DDMS)




    Dyke-Davidoff-Masson sendromu (DDMS)


    Genellikle fetal veya erken çocukluk döneminde gelişmekte olan beyin hasarının ölçününe bağlı olarak gelişen  bir serebral hemisfer (hemiatrophy) atrofi veya hipoplazisi anlamına gelir.

    klinik durum beyin hasarının tututlumuna bağlı değişkendir.sıklıkla  tekrarlayan nöbetler, fasiyal asimetri, kontralateral hemipleji, mental retardasyon veya öğrenme güçlüğü, konuşma ve dil bozuklukları görülür. Şizofreni gibi duyu kaybı ve psikiyatrik belirtileri nadiren rapor edilmiştir (Resim A, B).








    Tipik radyolojik özellikleri:


    • Kafatasının kalınlaşması  ve sinüslerin ipsilateral telafisi ile hipertrofisi,  
    • serebral hemiatrophy bulunmaktadır. 
    • Girus ve sulkuslarda atrofi, 
    • dilate ipsilateral lateral ventrikül izlenir. 



    Sendromu ergen ve erişkinlerde tespit ediir.Ancak, aynı zamanda çocuklarda görülebilir

    KAYNAKLAR: 1. Sharma S, Goyal l, Negi A, Sood RG, Jhobta A, Surya M. Dyke-Davidoff-Masson Syndrome. Ind J Radiol Imag. 2006;16:165–6. 2. Ono K, Komai K, Ikeda T. Dyke-Davidoff-Masson Syndrome manifested by seizure in late childhood: A case report. J Clin Neurosci. 2003;10:367–71.
    Devamını Oku

    DİZ ARTİKÜLER KARTİLAJININ DEĞERLENDİRLMESİNDE T2 MAPPİNG (HARİTALAMA) YÖNTEMİ




    DİZ KIKIRDAK YAPILARININ  DEĞERLENDİRLMESİNDE T2 MAPPİNG (HARİTALAMA)

    Manyetik rezonans ( MR ) görüntüleme dizin  travmatik veya dejeneratif kıkırdak lezyonlarının değerlendirilmesinde en önemli görüntüleme yöntemidir . Bu tür lezyonların tespiti ve cerrahi etkilerinin izlenmesi için güçlü bir non-invaziv bir araçtır . Bu amaçlar için kullanılan özel MR görüntüleme teknikleri morphologic veya kompozisyon değerlendirme için kullanışlılığını göre iki geniş kategoriye ayrılabilir . Diz kıkırdak , standart spin-eko ( SE ) ve gradyan eko ( GRE ) dizileri , hızlı SE dizileri ve üç boyutlu SE ve GRE dizilerinin yapısını değerlendirmek için kullanılabilir. Bu teknikler diz eklem kıkırdağı içinde morphologic  kusurlarını  tespit için kullanılır (Yandaki tablo).
      


    Diz kıkırdak matris kolajen ağı ve proteoglikan içeriğini değerlendirmek , gadolinyum - gelişmiş kıkırdak MR görüntüleme ( veya gecikmiş kontrastlı MRG ) , T1R görüntüleme , sodyum görüntüleme ve difüzyon ağırlıklı görüntüleme , T2 haritalama , gibi kompozisyon değerlendirme teknikleri mevcuttur (Yukarıdaki tablo) . Bu teknikler kıkırdak değişikliklerin karakterize etmek için kullanılabilir.



    Resim 1: A: normal patellar kartilaj;kollojen konsantrasyonu ve su miktarının homojendağılımı izlenmektedir.Bu görünüm farklı t2 değerlerinde renk olarak kodlanmıştır. B: osteoartritli hastaya ait pateller kartilaj:su ve kollojen konsantrasyonunun heterojen dağılımı azalmış kollojen , artmış sıvı birikimi (artmış t2 değri) ve kondral defekt (kırmızı ok) izlenmektedir. 












    Resim 2: A: PD sagital kesit diz MR tetkiki. B; t2 mapping görüntüsü: t2 değreinin heterojen dağılımı gösteren farklı homojen olmayan renk dağılımı izlenmektedir. kartilajın infrior-anterior kesimlerinde t2 değerinde artmayı temsil eden ve erken dejenerayon alnı ile uyumlu kırmızı renk kodlaması izlenmektedir.
    Bu yazıda T2 mapping yöntemi anlatılacaktır.
    T2 mapping, Hiyalin eklem kıkırdağında  su molekülleri arasında ve su molekülleri ile  çevresindeki makromoleküller arasındaki etkileşimleri yansıtan ve kıkırdak matris değişikliklere son derece duyarlıdır. Böylece, T2 ,mapping hidrasyon değişiklikleri  neredeyse  kollajen konsantrasyonu ile eşdeğerdir.
    Normal kartilajda  regional ve  zonal farklılıklar kollojen matrikste çeşitli T2 değerlerinde görülür. t2 nın kartilajdaki uzaysal dağılımının ölçümü kartilaj hasarı ile doğru orantılı olan suyun artmış ve azalmış alanlarını gösterir (Resim 1).

    Routine MR imaging cartilage T2 değiişikliklerini subjective gösterirken  quantitative T2 mapping renkli yada grisklala haritasıya objektif data sağlar .T2 haritalama kartilajdaki  erken evre dejenerasyon alanlarını  (kollajen matriksin erken bozulması) saptamada kullanışlıdır ki t2 ağırlıklı incelemeye göre  normal kartilajdan daha yüksektir (Resim 1,2).


    T2 nin artması sıklıkla en sık  cartilage hasarına eşlik eder. fiziksel aktivite de t2 değerinin üzerine etkisi vardır (Resim1-2).

    T2 maps kartilaj tamirinin takibinde de kullanışlıdır.
    T2 haritalama, çoğu klinik MR görüntüleme sistemlerinde nispeten kolay uygulanabilir, T2 mapping ve kantitatif T2 olarak kullanılabilir.
    tipik olarak multieko SE tekniği kullanılmaktadır. sinyal seviyeleri, bir veya daha fazla decaying exponentials olarak monte edilmiştir.birden fazla T2 değerinin örnekleme alanında olup olmadınğının tespitine bağlıdır( farlı TE değerleri kullanark , örneğin 16.5, 33, 49.5, 66, 82.5 milliseconds). color map  t2 relaksasyon zamanlarını göstririr.

    Normal cartilage da T2 yaklaşık  35 -70 ms (1.5T MRI) ve 30-70 ms (3T MRI) dizde
    ,ve  30-40ms ( 3T MRI) kalçada hesaplanan değerlerdir.

    Anormal T2 artışı yaşlı  population ve   osteoarthritli hastalarda görülür. 
    KAYNAKLAR: 
    1-Articular Cartilage in the Knee: Current MR Imaging Techniques and Applications in Clinical Practice and .Research.Michel D. Crema and et al. RadioGraphics 2011; 31:37–62 
    2- Quantitative T2 Mapping of Knee Cartilage: Differentiation of Healthy Control Cartilage and Cartilage Repair Tissue in the Knee with Unloading— Initial Results. Tallal C. Mamisch , MD Radiology: Volume 254: Number 3—March 2010.
     3- Felson DT. Osteoarthritis of the knee. N Engl J Med 2006;354(8):841–848. 
     4- Gold GE, Chen CA, Koo S, Hargreaves BA, Bangerter NK. Recent advances in MRI of articu- lar cartilage. AJR Am J Roentgenol 2009;193(3): 628–638. 
     5- Gold GE, McCauley TR, Gray ML, Disler DG. What’s new in cartilage? RadioGraphics 2003;23(5): 1227–1242. 1.
    Devamını Oku

    TÜM AŞAMALARI İLE KARDİAK MR TEKNİĞİ_1_KALBİN POZİSYONLARINI ELDE ETME




    TÜM AŞAMALARI İLE  KARDİAK MR TEKNİĞİ_1_KALBİN POZİSYONLARINI ELDE ETME


    Faz dizilimli koil kullanılır.

    KARDİAK MR 'IN ÇEKİM AŞAMALARI aşamaları:

    • Lokalizer imajlar
    • Morfoloji
    • Fonksiyon
    • Dinamik
    • TİSSUE CHARECTERİSATİON (perfüzyon)
    • Flow (akım)
    • Anjiografi   
        Localizer sekanları
       



        Santralizasyon plotları




    1.LOCALİZER:  NORMAL PLOT GÖRÜNTÜ:standart aksiyel , koronal, sagital düzlemde.TRUFİ _LOC_MULTİ _İPAT sekansı ile plotlar alınır.
    REGİON:KALP:
    PROGRAM: -EZAM:Localizer
    -BEAT_ TRUFİSP İPAT
    TRUFİ _LOC_MULTİ _İPAT
    TRUFİ_2 CHEMBER_İPAT
    TRUFİ_4 CHEMBER_İPAT
    TRUFİ_SHORT AXİS_İPAT


    Doğru sanralizasyon için santralizasyon (TRUFİ _LOC_MULTİ _İPAT@c) plotu alınır (kalbi 3 plandada ortalayan).Localizer çizgileri geldiğinde  "fizyo" dan set edilir(kalp atımına göre EKG gating yapabilmesi için). Yukarıdaki sekanların hepsinde nefes tutturulur (adam kafası resminin olduğu sekanlarda). Nefesi boşatttıktan sonra nefes tutturulur (Ekspiryum sonunda). Merkezleme plotu alınır (resim).
    Sonra kendine özel olan localizer pozisyonları ayarlanır.  


    A. 2 chember (2 oda, sol ventrikül uzun aks,vertikal uzun aks): Alttaki resim


    Düz  aksiyel görüntü üzerinden sol ventrikül ve sol atriumu aynı anda görecek  ve septuma parelel olacak şekilde localizer çizgisi (üsteki resim) konduktan sonra her defasında 'perpendiküler'yani cihazın tam dik kesmesi için yapılır."physio"dan  set edilir nefesi boşatttıktan sonra nefes tutturulur ve sekans gönderilir.







    Sol ventrikül 2 oda görüntüsü:

    • Sol ventrikül (LV)
    • Sol atrium (LA)
    • Mitral kapak (MK)
    • Anterior ve
    • İnferior duvarlar görüntülenir.





    B. 4-chember: Horizontal uzun aks :Alttaki resim.


    İki chember (oda) görüntüsü üzerinden 4-chember görüntü alınması için loc çizgisi 2 odadı dik kesecek şekilde  yerleştirilir ( yandaki  resim) Sağ tıklanıp perperdiküler yapılır. "physio"dan  set edilir nefesi boşatttıktan sonra nefes tutturulur ve gönderilir.








    4-chember (oda, yalancı 4 oda): Horizontal uzun aks

    • Sağ ventrikül serbest duvar
    • İnterventriküler septum (IVS)
    • Lateral duvar
    • Mitral kapak (MK)
    • Triküspit kapak (TK) görüntülenir.










    Gerçek 4 oda:

    kısa aks görüntülerden kalbin akut açısı ve papiller kas arasından gececek şekilde localizer çizgisi ayarlandığında elde edilir.
    -

    C. Short axis (kısa aks,stack):Alttaki resim.


    4_chember (oda) görüntüsü üzerinden sağ ve sol ventrkülü boydan boya kesecek şekilde loc çizgisi ayarlanır ( yandaki  resim). Çekimin en önemli sekansıdır (ventriküler fonksiyon  hesaplama, ejeksiyon fraksiyonu vs). Orta septaya dikey olacak şekilde tüm ventrikülleri kesecek şekilde  ayarlanır (apeksten basise kadar).  Sağ tıklanıp perperdiküler yapılır "physio"dan set edilir.  Nefesi boşatttıktan sonra nefes tutturulur ve sekans gönderilir.LV dairesel şekilde RV onu çevreleyen ay şeklinde görülür. Bu kesitlerde MK ve TK görülebilir.







    Short axis (kısa aks):

    • Kalbin tüm segmentleri
    • Global ve bölgesel fonksiyonlar
    • Morfoloji görüntülenir.

    D. 3_ chember (3 oda) (sol ventrikül çıkış yolu uzun aksı"LVOF", aortik outflow,LV inflow):  Alttaki resim.


    short axis üzerinden sol ventrikülün bittiği aortanın çıktığı düzeye gelinir ve ikisine paralel olacak şekilde (yandaki resim) Loc çizgisi yerleştirilir. açılar bazen tutmayabilir eğer tutmazsa tekrar tekrar loc denenir. Eğer doğru açı yakalandıysa eğer 4 oda da ve 2 odadda tam ortadan kesiyorsa doğru açı yakalanmış demektir.  Sağ tıklanıp perperdiküler yapılır "physio"dan set edilir.  Nefesi boşatttıktan sonra nefes tutturulur ve sekans gönderilir.



    3_ chember (3 oda) (sol ventrikül çıkış yolu uzun aksı"LVOF", aortik outflow):

    • LV
    • LA
    • LVOT
    • AK (aort kapağı)
    • MK görüntülenir.



    E. Sağ ventrikül 2 oda:


    Düz  aksiyel görüntü üzerinden sağ ventrikül ve sağ atriumu aynı anda görecek  ve septuma parelel olacak şekilde (yandaki resim) localizer çizgisi konduktan sonra her defasında 'perpendiküler'yani cihazın tam dik kesmesi için yapılır. "physio"dan set edilir nefesi boşatttıktan sonra nefes tutturulur ve sekans gönderilir.












    Sağ ventrikül 2 oda (RV inflow):
    Sağ ventrikül duvarı
    TK

    RA (sağ atrium) görüntülenir.


    -

    F. Sağ ventrikük outflow (RVOT):

    Aksiyel planda klavuz görüntüler üzerinden pulmoner arterin görüldüğü yer belirlenir.pulmoner kapak düzlemini ve pulmoner arteri ikiye bölen düzlem planlandığında elde olunur.













    G. Mitral ve triküspit kapak:


    görüntülemek istediğimiz kapağa parelel olacak şekilde 4 oda ve 2 oda görüntülerden ilgili kapak seviyelerinden gececek şekilde localizer çizgisi konduktan sonra her defasında 'perpendiküler'yani cihazın tam dik kesmesi için yapılır. "physio"dan set edilir nefesi boşatttıktan sonra nefes tutturulur ve sekans gönderilir.



    H. Aort kapağı: 


    Görüntülemek istediğimiz kapağa parelel olacak şekilde 3 oda görüntülerden ilgili kapak seviyelerinden gececek şekilde localizer çizgisi konduktan sonra her defasında 'perpendiküler'yani cihazın tam dik kesmesi için yapılır. "physio"dan set edilir nefesi boşatttıktan sonra nefes tutturulur ve sekans gönderilir.







    koronal LVOT:

    rutinde çok uygulanmaz.


    KAYNAKLAR: 1. 16 VE 17. MRD sunumları 2. Diagnostic İmagigng. cardiovascular 3. www.radiologyassistant.nl Mahrholdt H, Wagner A, Judd RM, Sechtem U, Kim RJ. Delayed enhancement cardiovascular magnetic resonance assessment of non-ischaemic cardiomyopathies. Eur Heart J 2005; 26:1461-1474 4. Delayed Enhancement MR Imaging: Utility in Myocardial Assessment Vogel-Claussen J, Rochitte CE, Wu KC, Kamel IR, Foo TK, Lima JA, Bluemke DA. et al Radiographics 2006; 26:795-810
    Devamını Oku