İNSİDENTAL OLARAK SAPTANAN MEDİAN ARKUAT LİGAMAN SENDROMU (ÇÖLYAK ARTER KOMPRESYONU SENDROMU):MDCT BULGULARI



GİRİŞ:
Median arkuat ligament aortik hiatusun her iki tarafında diafragma kruslarını birleştiren fibroz bir ark olup genellikle ÇT un üst seviyesinden geçer. Ancak bazı olgularda median arkuat ligaman sendromu olarak adlandırılan durumda bu ligaman daha aşağıdan yani çölyak trunkusun poksimal kesiminden insersiyon göstererek  çölyak trunkusu basılamaktadır. Bu durum sonucunda  gastrointestinal sistemde iskemi meydana gelir ki en önemli belirtilerinden biri postprandial karın ağrısıdır. Çöliak arterdeki darlık ve vakamızda olduğu gibi  bazı olgularda oklüzyon, superior mezenterik arterden, özellikle gastroduodenal dalından kaynaklanan kollateral akım ile kompanse edilir. Bu  olgumuz median arkuat ligament sendromunda multislice bilgisayarlı tomografi (MDBT) bulgularını göstermek istedik (1,2)..
OLGU SUNUMU:
 Altmış dokuz yaşında bayan hasta. Rutin kontrastlı kontrol tüm batın BT çektirmek için  hastanemiz radyoloji bölümümüze geldi. Hastanın özgeçmişinde, endometrial kanser nedeni ile TAH_BSO operasyon öyküsü vardı.rutin BT protokolünde; 80ml, non-iyonik kontrast madde 2.5 ml/sn hızla verildikten sonra görüntüler elde edildi.  Kesit kalınlığı 8 mm,  gecikme zamanı 50 sn olarak rutin uygulandı. İşlem bittikten sonra 1.5 kesit kalınlığında rekontruksiyon atılıp rutin olarak görüntüler iş istasyonuna aktarıldı. Olgumuzda rutin tüm batın BT tetkikinde bile gösterilebilen çöliak arterde bası sonucu çengel şekline darlık izlenmektedir. Yandaki üst resim :VRT, ortadaki resim : MIP, alttaki resim :aksiyel kontrastlı BT: çölyak aksiste akut angulasyon, poststenotik-oklüziv belirgin dilatasyon,  hipertrofik median arkuat ligaman basısına bağlı tipik çengel görünümü izlenmektedir.
TARTIŞMA: 
Median arkuat ligaman sendromu epigastrik ağrı, kilo kaybı ve bulantının eşlik ettiği yemek sonrası ağrıdan oluşan klinik üçlü, şeklinde karekterize edilir. Yemek sonrası ağrı özellikle ekspirasyon sırasında ortaya çıkar. Median arkuat ligaman T12-L1 düzeyinde bulunur, hemen aortanın önünde yer alır ve diafram kruslarını birleştirir. Median arkuat ligaman sendromu olan hastalarda ekspirasyon esnasında median arkuat ligaman çölyak arteri sıkıştırır. Bazen damardaki bu bası olgumuzda da olduğu gibi tam obstrüksiyona yol açar. Asemptomatik kişilerde de çölyak bası görülebilmesidir. Sağlıklı bireylerin %13- 50’sinde özellikle ekspirasyon sırasında anjiografik olarak farklı derecelerde bası bulgusu saptanabilir (1,2).

Median arkuat ligaman sendromunda tedavi seçenekleri median arkuat ligamanın cerrahi ya da laparoskopik olarak bölünmesi, çölyak ganglion destrüksiyonu ve bypass cerrahisidir (3).

 Çölyak arter basısı Doppler US, spiral BT anjiografi, selektif kateter anjiografi ve manyetik rezonans anjiografi ile araştırılabilir. Doppler US’in median arkuat ligaman sendromu tanısında yüksek duyarlılığı bildirilmiştir ve tanısal modalite olarak önerilmiştir (4) . Altın standart değeri olan tanı yöntemi selektif anjiografidir ve hem inspirasyon hem ekspirasyon sırasında ve yan pozisyonda elde olunmalıdır. MDCT teknolojisindeki gelişmeler sayesinde olgumda da olduğu gibi rutin kontrastlı batın BT de bile dikkatli gözlerde bu tanı konulabilir. MDCT cihazları ile BT anjiografi median arkuat ligaman sendromu olan hastalarda karekteristik olarak proksimal çölyak eksende fokal daralma görülür. Fokal daralma karekteristik olarak çengel şeklinde izlenir. Bu bulgu çölyak arter darlığına neden olabilen ateroskleroz gibi diğer nedenlerden ayırd edilmesinde faydalı olabilir. Darlık sonrası genişleme ve kollateral damarlar MDCT nun diğer bulguları arasındadır. Karekteristik çengel görünümü ve darlık sonrası genişleme olgumuzda tipik olarak görülmektedir (1,2, 4). MDCT, median arkuat ligaman sendromu tanısında minimal invaziv ve yararlı bir yöntemdir ve invaziv anjiografik tetkiklerin alternatifi olarak kullanılabilir (1).
KAYNAKLAR: 1. Horton KM, Talamini MA, Fishman EK. Median arcuate ligament syndrome: evaluation with CT Angiography. Radiographics 2005; 25:1177-1182. 2. Celiac artery compression syndrome: diagnosis with multislice CT. Ö. İ. Karahan,G. Kahrıman, A. Yıkılmaz, E. Ok Diagn Interv Radiol 2007; 13:90-93 3. Cina CS, Safar H. Successful treatment of recurrent celiac axis compression syndrome. A case report. Panminerva Med 2002; 44:69–72. 4. Scholbach T. Celiac artery compression syndrome in children, adolescents, and young adults: clinical and color duplex sonographic features in a series of 59 cases. J Ultrasound Med 2006; 25:299–305.Kopecky KK, Stine SB, Dalsing MC, Gottlieb K. Median arcuate ligament syndrome with multivessel involvement: diagnosis with spiral CT angiography. Abdom Imaging 1997; 22:318–320.
Devamını Oku

KARACİĞER LEZYONLARI MR KREKTERİSTİKLERİ VE MR KONTRAST MADDELERİ-I-Hazırlık Aşamasında




KARACİĞER  LEZYONLARI MR KREKTERİSTİKLERİ VE MR KONTRAST MADDELERİ-Hazırlık Aşamasında



****MRG şu an için KC kitlelerini incelemede en iyi tanı yöntemidir.
MR KONTRAST MADDELERİ VE ETKİ MEKANİZMALARI:

Gd-EOP-DTPE:

  1. -Non spesifik ektracellüler +hepatosit spesifik ajan
  2. -hepatositler tarafından alınır .bir iki dk ya kadar parankim boyanması başlar .20 dk da pik yapar ve etkisi 2 saat sürer.
  3. -safra yolları ve böbrekten eşit oranda atılır.
  4. T1A SI artar.
  5. MRCP yi güçlendirir (safra yollarına 5-10 dk da ekskrete edilmeye baaşlar). 
  6. HCC, FLC, FNH , adenom tanısında yararlı iken
  7. hemanjiom (psoudowashout),ccc, ve metas. da problem yaratabilir.
KC LEZYONLARININ GENEL ÖZELLİKLER:
  1. vaskülarite:aşağıda ayrıntılı belirtilmiştir.
  2. skar:aşağıda ayrıntılı belirtilmiştir.
  3. KAPSÜL: adenom,HCC, kistadenom,kistadenoca
    1. geç fazda kontrast tutar
  4. kc kapsül çekintisi:
    1. meme ca met, CCC,bilier ve  kro.PV tormbozuna bağlı atrofi
  5. kalsifikasyon:
    1. kolorektal metastas
    2. FLC
    3. CCC
    4. Hemanjiom
  6. yağ 
    1. adenom
    2. HCC
    3. metastatik liposarkom
  7. kanama
    1. adenom
    2. hcc
  8. periferik kontrast tutulumu ve progresiv dolus.
    1. periferik halka tarzında kontrast tutuluşunda ;
      1. hemanjiomda halkada kesinti vardır.
      2. halkada kesinti yoksa maligniteyi düşündürür (hipovasküler met.,ccc).
***tedavi edilmiş metastas hemanjiomu taklit edebilir: T1A de hipointens, T2A da hiperintens , ıvcm sonrası geç fazlarda kontrast tutulumu devam eder.ancak halkada kesinti yoktur.
**adenom--premalign lezyondur.
**fnh maligniteye dönüşmez.
**rejeneratif dodül-->displastik nodül-->displastik nodül içinde küçük hcc odağı (=nodül içinde nodül görümüm)--> küçük HCC-->büyük HCC
**rejeneratif dodül:T1A izo-hipointans, T2A izo veya hipointans, arteriyel fazda kontrast tutmaz. 
**siderotik rejenerasyon noodülleri : T2A ve T1A da  hipointenstir.
**displastik nodül: hücresel atipi var. T1A hiperintens,T2A de hipointens, arteriyel fazda kontrast tutmaz.
**küçük HCC (2 cm den küçük): T1A izo-hipo-hiper, T2A hiperintens, erken arteriyel fazda yoğun kontrast tutulumu.nodül içi nodül görünümü (T2A da hipointens nodül içinde  hiperintensite veya T1A da hiperintens nodül içinde hipointensite).PVF (portal venöz fazda kontrastı bırakmalıdır).kapsül varlığı,
**büyük HCC:1. uniform , dominant lezyon+satellit,difüz infitratif form.vasküler invazyon, kapsül varlığı, intratümöral yağ vb 
**


  

FOKAL KC LEZYONLARININ T2 AĞIRLIKLI İNCELEMEDE AYIRICI TANISI ( DIFFERENTIAL DIAGNOSIS of focal liver lesions on T2w imaging)







FOKAL KC LEZYONLARININ T1 AĞIRLIKLI İNCELEMEDE AYIRICI TANISI ( DIFFERENTIAL DIAGNOSIS of focal liver lesions on T1w imaging)









FOKAL KC LEZYONLARININ T1 AĞIRLIKLI İNCELEMEDE AYIRICI TANISI ( DIFFERENTIAL DIAGNOSIS of focal liver lesions on T1w imaging)


T1A DİNAMİK GÖRÜNTÜLEME ile FOKAL KARACİĞER LEZYONLARININ AYIRICI TANISI:
(ekstraselüler (örn., Gd-DTPA) Gd-şelatları
çift ​​Gd-şelatlar (örn., Gd-BOPTA))


A.Hypervascular KC lesionları --> (Arterial phase imaging): 20-25 sec post-injection :



  1. siroz yok--;
    1. santral skar+:
      1. Gerçek skar T1A ve T2A görüntüler de düşük  SI (sinyal intensite) ve ; gecikmiş kontrastlanma göstermez 
        • Fibrolamellar carcinoma (FLC):
          • santral skar:%55,siroz yok.
          • kalsifikasyon
          • genç:ort yaş 28,AFP normal,LAP
      2. Central scar T1w de düşük  SI ve yüksek  SI in de T2w  de izlenir; geçikmiş kontrastlanma gösterir.
        • Focal nodular  hyperplasia (FNH)
    2. Skar yok, gerileyen hemorojik değişiklikler:
      1. Genellikle genç kadın hasta, oral kontraseptif kullanımı ile ilgili
        • Hepatocellular Adenoma
  2. Sirotik karaciğer
    1. Irregular internal lesion morphology:
      1. T2wı yüksek SI li  Homogeneous yada inhomogeneous hypervascularization;
        • Hepatocellular carcinoma (HCC) (pseudocapsule, diffuse, solitary or micronodular)
    2. Homogeneous low SI in T2w images:
      1. hemosiderin deposition nedeni ile  T2wı de düşük  SI ,homogeneous vascularization nedeni ile homogeneous SI,
        • Dysplastic nodule
  3. bilinen ya da bilinmeyen primer neoplazma
    1. Homogeneous, tipil olarak çok yüksek SI li  T2w images, güçlü vascularization
      • neuroendocrine tumor metastasları  örn:insulinoma,gastrinoma,carcinoid
    2. homojen olmayan T2A da yüksek SI görüntüleri, nekrotik alanlar
      • farklı primary neoplasmaların metastazları [örn, hypernephroma, pheochromocytoma, melanoma, breast cancer (aynı zamanda hypovascular)]
    3. Homogeneous SI T2wı de hafif fakat  homogeneous hypervascularization, ıvcm den 5 dk sonra isointense: 
      • leiomyosarcoma metastasları 
  4. insidental bölgesel hipervaskülarizasyon
    • Focal attenuation difference (FAD)



B: hypovascular KC lesionları --> arterial /portal venous phase (60-80 sec post-injection =Portal-venous phase imaging):
hipovasküler lezyonlar daha sık görülür ve çoğu maligndir (en sık metastas).
fibröz doku daha fazla olduğu için geç fazda santralde kontrast tutulumu görülür.
CCC,met, hipovasküler HCC (%10)
  1. cystic görünüm:
    1. düşük  SI rim,
    2. internal 
    3. septation, d
    4. aughter 
    5. cysts
      • Echinococcal disease
    6. irregular bölgesel vascularization yok.keskin sınırlı.
      • Cysts (solitary,multiple)
      • Caroli´s disease
      • polycystic kidney disease
  2. arterial phase da hypervascular rim
    1. Wash-out bulgusu ıvcm den 10-15 dk sonra, T2A: çörek işareti / halo işareti
      • adenokarsinom Metastazlari (pankreas, kolon, mide, ve diğer birincil tümörler)
    2. Cystic görünüm, irregular cyst duvarı fokal kistik alanlar içeren internal septasyonlar 
      • Cystic metastaslar (örn: ovarian cancer ya da   chemotherapy sonrası)
  3. arterial and portal venous phase hypovascular,ıvcm den 5 dk sonra  after isointense
    1. Düzensiz alanlar T1A düşük SI,  T2A görüntülerde artmış SI veya izointens
      • Non-Hodgkin´s lymphoma
      • Hodgkin´s disease
  4. Hypervascular rim ile birlikte  persistent enhancement,  central kontrast madde  uptaki yok.
    1. yüksek  SI  T2wı da  (daima cystic görünüm), bazen gaz oluşumu
      • KC abscess
  5.  abdominal trauma ceya cerrahi öyküsü
    1. Cystic görünüm ,çapı artma eğiliminde , damarlarda dislokasyon , T2WI de yüksek SI
      • bilioma
    2. Irregular kenar yapısı ,T1w and T2w images, inhomogeneous SI ,extracellular methemoglobin nedeni ile hyperintense rim  , zaman içinde artmış santral SI
      1. KC hematom rupturü




C: liver(KC) lesions with delayed persistent enhancementin --;(3-5 min post-injection =Equilibrium phase imaging:)

  1. Homogeneous, bazen erken kontrastlanma irregular şekil.
    1. yüksek SI  T2wı de 
    2. , iso- ya da h
    3. yperintense 
    4.  delayed-phase i
    5. maglard
    6. Irregular, partially nodular enhancement arterial phase da , irregular dolum
      • Peliosis hepatis
    1. Centrifugal ya da 
    2. irregular dolum
    3. , irregular 
    4. sınır.
      • Hemangiosarcoma
      • - Hemangioendothelioma
      • - Hemangiopericytoma
  2. Nodular peripheral kontrastlanma  arterial phase da , centripetal dolum.
    1. yüksek  SI  T2w images (light bulb görünümüm), büyük lezyonlarda tromboz / fibrozis yüzünden
      • Hemangioma
  3. portal tracts boyunca infiltrasyon , segmental biliary obstruction
    1. arterial phase da hypervascular peripheral kontrastlanma ile birlikte Hypovascular
      • Intrahepatic cholangiocellular carcinoma (CCC)
        • kapsül çekintisi 
        • periferik bilier dilatasyon
  4. bilinen ya da bilinmeyen primer neoplazma (
  5. +/- known primary 
  6. neoplasm 
  7. )
      arterial phase, Hypo- ya da hafif 
      hypervascular düşük  SI T1w de 
      ve  yüksek SI T2w imaglarda , bazen periferal wash-out

        leiomyosarcoma
        ve gastrointestinal
        stromal tumors 
      • Metastasları
        (GIST)
KAYNAKLAR:
1.Imaging Techniques, Contrast Enhancement,Differential Diagnosis.Günther Schneider. Luigi Grazioli. Sanjay Saini (Eds.) MRI of the Liver.
2nd Edition. 2.Tıbbı Görüntüleme Fiziği. Prof. Dr. Orhan Oyar. 2003.
Devamını Oku

KARACİĞER LEZYONLARI MR KREKTERİSTİKLERİ VE MR KONTRAST MADDELERİ-II-Hazırlık Aşamasında



Gd-BOPTA IV ENJEKSİYONUNDAN SONRA HEPATOBİLİER FAZDA FOKAL KC LEZYONLARININ AYIRICI TANISI (hepatobiliyer faz: Gd-BOPTA is typically performed at 45 min to 3 hrs postinjection) 

  1. Contrast madde  uptake;SI (sinyal intensite) de artma 
    1. Homogeneous; (normal KC dokusundan daha fazla)
      • - FNH 
      • ( central 
      • scar varlığı haricinde)
      • - NRH (nodüler rejeneratif hiperplazi)
    2. İnhomogeneous;(normal KC dokusundan daha az)
      • - Adenoma (without hemorrhage/regression)
      • - HCC (well-differentiated)
      • - FNH (atypical)
      • - NRH (atypical)
  2.  Contrast madde  uptaki yok (no contrast agent uptake)
    • - Cysts
    • - Metastases (often peripheral wash-out and unspecific CM-retention in regressive changes)
    • - CCC (Cholangiocellular Carcinoma)
    • - HCC (undifferentiated)
    • - hemangioma (T2A sinyalm intensitesi ve dinamik inceleme ile tanı konulur)

HEPATOBILIYER FAZDA FOKAL KARACIĞER LEZYONLARININ GD-EOB-DTPA ENJEKSIYONU SONRASI AYIRICI TANISI :(GD-EOB-DTPA ile hepatobilier faz   genellikle injeksiyondan sonra 20 dk ile 2 saat arasında uygulanır).

  1. Contrast madde  uptake;SI (sinyal intensite) de artma 
    1. Homogeneous; (normal KC dokusundan daha fazla)
        • - FNH (except central scar is present)
          • - NRH
            • - Adenoma (without hemorrhage/regression)
          1. İnhomogeneous;(normal KC dokusundan daha az)
            • - Adenoma (with hemorrhage/ regression)
            • - HCC (well-differentiated)
            • - FNH (atypical)
            • - NRH (atypical)
        1. Contrast madde  uptaki yok (no contrast agent uptake)
          • - Cysts
          • - Metastases (often peripheral wash-out and unspecific CM-retention in regressive changes)
          • - CCC
          • - HCC (undifferentiated)
          • - hemangioma
          
        FOCAL KARACİĞER LESİONLARININ HEPATOBİLİARY PHASE IV MN-DPDP ENJEKSİYONUNDAN SONRA AYIRICI TANISI

        1. contrast agent uptake
          1. homogeneous:karşılaştırılabilir veya normal karaciğer dokusu daha yüksek
            • FNH
            • - NRH
            • - Adenoma
            • - HCC (well-differentiated)
          2. inhomogeneous
              • HCC
                • - FLC
                1. contrast agent uptake/no contrast agent uptake:
                  •  neuroendocrine tumorlerinin metastasları
            1. No contrast agent uptake
              •  neuroendocrine tumorlerinin metastasları
              • - HCC (undifferentiated)
              • - CCC
              • - Metastases
              • - Hemangioma


            FOCAL LİVER LESİONLARININ AYIRICI TANISINDA  SPIO GÜÇLENDİRİLMİŞ (ENHANCED) T2W İMAGELARDA  RES-SPECİFİC PHASE 


            1. iron oxide uptake (SI de azalma)
              1. karaciğer dokusu ile karşılaştırılabilir
                1. FNH
                2. NR
                3. karaciğer dokusu biraz daha az
                  1. Adenoma
                  2. HCC (well-differentiated): 
                4. karaciğer dokusundan daha az
                  1. HCC
                  2. FLC 
              2. no iron oxide uptake 
              3. (CNR )
                • - Cysts
                • - Metastases
                • - CCC
                • - HCC (undifferentiated)
                • - +/- hemangioma


              KARACİĞER LEZYONLARI MR KREKTERİSTİKLERİ VE MR KONTRAST MADDELERİ-I-Hazırlık Aşamasında KAYNAKLAR: 1.Imaging Techniques, Contrast Enhancement,Differential Diagnosis.Günther Schneider. Luigi Grazioli. Sanjay Saini (Eds.) MRI of the Liver.2nd Edition. 2.Tıbbı Görüntüleme Fiziği. Prof. Dr. Orhan Oyar. 2003.
              Devamını Oku

              ORTA KULAK HASTALIKLARINDA BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ





              AKUT MASTOİDİT

              -Röntgende (Schüller grafi): Trabeküler yapılar intakt olup

              bulutlanma tarzında dansite artışları izlenir.
              -CT: Trabekülerlerin intakt oldugu bulutlanma tarzında dansite

              artısları tarzında (sıvı)izlenir.
              orta kulak boşluklarında sıvı dansitesi attikin lateral duvarları ve

              orta kulakçık kemikleri normaldir.



              KOALESAN MASTOİDİTİN ESLİK ETTİGİ AKUT OTİTİS

              MEDİA

              Trabekülerlerin desrükte oldugu mastoit hava hüçrelerinde

              bulutlanma tarzında dansite artısları izlenir.
              Orta kulak kavitesinde bulutlanma tarzında dansite artısı izlenir.



              AKUT OTİTİS MEDİA ESLİK ETTİGİ PETROSİTİS
              CT
              :petröz pramit hava hücrelerindeki trabükülerlerindekinin

              desktrükstsiyonunun eslik ettigi bulutlanma tarzında dansite artısı

              izlenmistir.



              MALİGN NEKROTİZAN EKSTARNAL OTİTİS
              Dış kulak yolunda opsrüksüyona neden olan yumusak doku

              şişligi,kanal duvarlarında erozyon , mastoidit ve orta kulaga ulasan

              enfeksiyon izlenir.



              KRONİK OTİTİS MEDİA
              -Timpanik membran promontoryuma dogru retraksiyon gösterebilir

              ve kalınlasabilir.
              -Orta kulak yapılarında;
              -Granulasyon dokusu
              -Mukozal kalınlasma
              -Skleroz izlenebilir.
              -Ortak kulak kemikciklerinde erozyon görülebilir.klinik kolerasyon

              önerilir.
              -Timpanoskleroz
              -Mastoid trabeküllerde kalınlaşm,skleroz izlenebilir.




              KOLESTEATOMA:
              -Lateral attik duvarın erozyonu ve destruksiyonu
              -Aditus ad antrumun genişlemesi
              -Kemikçiklerin yer değiştirmesi
              -Kemikçiklerin destrüksiyonu
              -Tegment timpaninin erozyonu
              -Mastoid destrüksiyonu

              - Pars flaksida (attik):büyük çogunlugunu oluşturur (primer edinsıl

              kolesteatoma):bunlar prussak boslugundan(skutumun medial duvarı

              ile kemikcikler arası bosluk) gelisirler.

              Pars tensa kolesteatomları:
              posterior timpanunda sinüs timpaninden gelisirler.
              kemikcikleri laterale iterler.



              KOLESTEROL GRANULOMU:
              -Kemikcikler normal timpanik memranın gerisindedirler .MR da iyi

              sınırlı yumusak doku kitlesi olarak T1 ve T2 agırlıklı incelemede

              parlar.



              TİMPANOSKLEROZ:
              Orta kulakta epitimpanium ve timpanik membranda hyalinize ve

              sıklıkla kalsifiye granülasyon dokusunun birikmesidir.



              KAYNAKLAR
              1. Imaging of the Head and Neck. Second edition, revised and enlarged.Thieme yayınları 2005.
              Galdino E. Valvassori.
              2. Kliniğe yönelik anatomi. Nobel tıp kitap evleri 2007. Keith L. Moore, Arthur F. Dalley. çeviri editörü Prof. Dr. Kayıhan Şahinoğlu.
              3. CT Teaching Manual. Third edition. Thieme yayınları 2007. Matthias Hofer.
              Devamını Oku

              KIENBOCK'S AVASKÜLER LEZYONU










              KIENBOCK'S AVASKÜLER LEZYONU
              Os lunatumun avasküler lezyonudur.








              KAYNAKLAR:
              1. İskelet sistemi radyolojisi. Prof.Dr. Esin Emin Üstün.2003.
              2. Klinik Radyoloji. E.Tuncel.2008.
              3.Part 5 of 8 - What Treatments Are Available For Avascular Necrosis?By Carol
              Eustice , About.com Guide 26 Mayıs Updated May 26, 2006.
              Devamını Oku

              DİFÜZYON MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME (Diffusion magnetic resonance imaging)-Hazırlık aşamasında





              Difüzyon manyetik rezonans görüntüleme

              Doku su moleküllerindeki protonların hızlanmış ya da kısıtlanmış mikroskopik difüzyon hareketlerinin ölçümü esasına dayanan fonksiyonel bir görüntüleme tekniğidir

              Görüntüler kısa çekim sürelerinde ve kontrast maddeye gerek duyulmadan elde edilir.

              Difüzyon: Meloküllerin kinetik enerjilerine bağlı olarak rastgele hareketlerine denir.
              Difüzyon, kısıtlanmadığı sürece her yöne doğru olur.

              Difüzyon katsayısı: Moleküler düzeyde hareketliliğin ölçüsüdür.
              Homojen ve sınırsız bir sıvı ortamında difüzyon rastgeledir (serbest difüzyon).
              Dokularda su moleküllerinin difüzyonu hücre içi ve hücrelerarası yapılarca sınırlanır (kısıtlanmış difüzyon).
              Difüzyon katsayısını etkileyen faktörler :
              -Hücre içi organeller,
              -Makromoleküller,
              -Membranlar
              -Hücre tipleri,
              -Liflerin şekli, sıklığı, myelinizasyon derecesi sayılabilir.

              ADC : Apparent Diffusion Coefficient (Görünüşteki difüzyon katsayısı) : Biyolojik dokularda difüzyon katsayısı yerine görünüşteki difüzyon katsayısı (ADC) deyimi kullanılır.

              Çünkü invivo ortamda ölçülen sinyal kaybı invitrodan farklı olarak yalnızca su difüzyonuna bağlı değil
              Damar içi akım
              BOS akımı
              Kardiak pulsasyon gibi faktörlere bağlıdır.

              Su molekülünün hareketi ölçülerek dokuların ADC haritası oluşturulabilir.

              Difüzyon 2 şekilde gerçekleşir;
              İzotropik difüzyon

              Mikroyapıları rastgele dizilmiş ya da moleküllerin hareketine düzenli engeller göstermeyen dokularda difüzyon her yöne doğru eşit olur; buna izotropik difüzyon denir.

              Örneğin gri cevherde difüzyon izotropiktir.

              Anizotropik difüzyon;








              Mikroyapıları belli bir düzenle yerleşmiş olan dokularda difüzyon bir yönde diğer yönlere göre daha fazla olabilir; buna anizotropik difüzyon denir.

              Örneğin myelinli beyaz cevher lifleri boyunca difüzyon hızlıdır; ancak liflere dik doğrultuda su moleküllerinin hareketi engelleneceğinden difüzyon yavaştır.

              Beyaz cevherde difüzyon anizotropiktir


              Difüzyon ölçümünde sekans seçimi

              Difüzyon moleküllerin rastgele hareketleri ile değişen manyetik alanların salınım fazlarının açılmasına (defaze) ve sinyal kaybına neden olur.Ancak difüzyonun bu etkisi standart görüntülerde fark ediilemeyecek kadar azdır.

              Difüzyon hareketlerini görüntülemek için her hangi bir sekansı difüzyona hassaslaştıran güçlü gradyentler gereklidir.

              Bunun için SE sekansında 180 derece radyofrekans pulsu göndermeden önce ve sonra güçlü gradyentler uygulanır.

              Difüzyonun oluşturduğu intravoksel defaze ve neden olduğu sinyal kaybı yandaki üst resimde görüldüğü gibi açıklanır.

              EPI SE T2 sekansı
              Bu sekansta eşit büyüklükte ancak ters yönde bir gradient puls çifti eklenir.

              Birinci gradient pulsu doku su molekülündeki protonlarda faz dağılımı (defaze) oluşturmak, 2. gradient ise faz toplanması (refaze) oluşturmak içindir.

              Bu puls çifti arasındaki dönemde , hareketi kısıtlanmış protonlar (kısıtlanmış difüzyon)1.pulsta defaze 2.pulsta refaze spinleri oluşturarak yüksek sinyal verirler.

              Hareketli protonlar ise 2.pulsta tam olarak refaze olamazlar ve budurum sinyal kaybı ile sonuçlanır (alttaki iki resim).


              DAG (difüzyon ağırlıklı görüntüleme) de serbest hızlı difüzyon gösteren dokular düşük sinyalli (hipointens)

              Kısıtlı difüzyon gösteren dokular yüksek sinyalli (hiperintens) görülür.

              Öncelikle EPI-SE T2 görüntüler elde edilir. Bu sekans ;x,y,z, yönlerinde difüzyon duyarlı gradientlerinin eklenmesi ile her yöndeki difüzyon büyüklüğü belirlenerek DW görüntüler elde edilir.

              EPI SE T2 sekansı : inceleme zamanı (10 saniyede) ve artefaktlar belirgin şekilde azaltılmıştır.

              En yaygın single shot EPI metodu kullanılmaktadır.

              SE sekansa , 180 derece RF pulsu öncesi ve sonrası güçlü bir gradient puls çifti eklenmesi ile difüzyon duyarlılığı oluşturulur.

              Bu sekansın en önemli dezavantajı S/N oranının düşük olması ve hareket artefaktlarıdır.

              Difüzyon ağırlıklı görüntülerde;

              Hızlı difüzyon gösteren protonlar T2 sinyalindeki kayıp nedeniyle düşük sinyalli (koyu),

              Yavaş difüzyon gösteren ya da hareketsiz protonlar ise T2 sinyalinde fazla değişiklik olmaması nedeniyle yüksek sinyalli (parlak) dir.

              Difüzyon MR görüntülemede bazı etkenler artefaktlara neden olmaktadır.

              En önemlisi hareket artefaktıdır. Difüzyon MR mikroskopik düzeyde sıvı hareketlerini ölçtüğünden hasta hareketlerine çok duyarlıdır. Küçükte olsa hasta hareketi ADC ölçümünün güvenirliliğini ortadan kaldırır.

              Paranazal sinüsler ve temporal kemik çevresinde manyetik duyarlılık artefaktları görülür.

              Gradyentler izole edilmemişse ortaya çıkan Eddy akımları görüntü distorsiyonuna neden olur.

              Difüzyon MR görüntülemede çekim sonrası verilerin işlenmesi (post processing):
              DAG:

              Difüzyonun yönü ve büyüklüğü ile ilgili bilgi içerir.
              Dokuların dizilimine bağlı olarak difüzyon değişik yönlerde farklı olur;
              örneğin superior-inferior doğrultuda yapılan incelemede, ölçüm eksenine paralel seyreden lifler boyunca difüzyon hızlıdır (düşük sinyal)
              Ölçüm eksenine dik seyreden liflerde ise difüzyon yavaştır (yüksek sinyal).
              Uygulanan gradiente parelel seyreden liflerde difüzyon hızlı iken buna dik olanlarda difüzyon kısıtlıdır.


              DAG’de kontrastı oluşturan difüzyonun yönü, büyüklüğü ve T2 sinyalidir.

              Trace DAG:
              Difüzyon vektörünün izdüşümü hesaplanarak elde edilen görüntüye trace DAG denir.
              Böylece DAG’de yöne bağlı sinyal değişikliği ortadan kalkmıştır. Bu görüntülerde kontrastı oluşturan difüzyonun büyüklüğü ve T2 sinyalidir.
              b değeri arttıkça difüzyon ağırlığı artar, T2’ye bağımlılık azalır . Pratikte 800 – 1000 s/mm2 ‘lik b değeri yeterli difüzyon ağırlığı sağlar.

              T2 parlaması (T2 shine-through):
              DAG’de kısıtlanmış (yavaş) difüzyon yüksek sinyal, hızlı difüzyon ise düşük sinyal olarak izlenir.
              Ancak DAG’de kontrastı oluşturan difüzyon sinyali yanısıra T2 sinyalidir. Yani T2 hiperintens lezyonlar kısıtlanmış difüzyon olmasa bile DAG’de yüksek sinyalli görünür ve kısıtlanmış difüzyonu taklit eder. Buna T2 parlaması (T2 shine through) denir .

              ADC map (görünüşteki difüzyon katsayısı haritası):
              T2 parlaması sorununu önlemek için DAG’deki T2 etkisini ortadan kaldırmak gerekir. ADC haritası ölçülen difüzyon büyüklüğünün mutlak değerini gösterir.
              ADC haritası sinyalini oluşturan yalnızca difüzyon büyüklüğüdür;
              Bu harita difüzyon yönü ve T2 etkisinden bağımsızdır.
              Kısıtlanmış difüzyon = düşük ADC değeri = düşük sinyal;
              Hızlı difüzyon = yüksek ADC değeri = yüksek sinyal olarak izlenir.
              ADC haritası sinyal değerlerinin DAG’dekinin tam tersi olduğuna dikkat edilmelidir.




              KLİNİK UYGULAMALAR

              Serebrovasküler hastalıklarda difüzyon MR görüntüleme:

              Difüzyon MR’ın başlıca kullanım alanı, inmenin görüntülenmesidir. Difüzyon MR iskemiyi erken dönemde tanıyabilmektedir.

              Deneysel çalışmalarda iskemik hasarı izleyen birkaç dakika içerisinde, konvansiyonel MR dahil tüm görüntüleme yöntemleri normal iken, ADC değerlerinde belirgin azalma olduğu gösterilmiştir .

              Difüzyondaki bu azalmanın intra ve ektrasellüler mesafe arasındaki sıvı dengesi değişikliğine bağlı olduğu düşünülmektedir.

              İskemi sonrası hücre içerisine masif su ve iyon girişi olur (sitotoksik ödem).

              İntrasellüler kompartman hacmi artarken ektrasellüler kompartman hacmi azalır.Ektrasellüler kompartmandaki bu değişiklik nedeniyle su moleküllerinin hareketi zorlaşır (kısıtlanmış difüzyon).

              İnfarktın kronik doneminde ise hücre ölümü ve büzüşmesi sonucu ektrasellüler mesafe genişler ,dolayısıyla difüzyon hızlanır (hızlanmış difüzyon).

              İskemik hasardan hemen sonra ADC azalmaya başlar. ADC deki bu azalma ilk 5 günde belirgindir.




              İskemik hasar sonrası T2 sinyal artışı en erken 6 saatte o.ç. Halbuki bu dönemde DAG de belirgin sinyal artışı (ADC azalması) ile infarkt kolayca tanınır.

              Difüzyon MR perfüzyon MR ile birlikte kull.da henüz hücre ölümü gerçekleşmemiş ancak risk altındaki dokuları belirlemeye yarar.



              Risk altındaki doku (penumbra): perfüzyonu azalmış ancak tedavi uygulanırsa perfüzyonu normale dönebilecek yani reversible iskemi gösteren dokudur.

              İktusu izleyen ilk 6 saat içinde hastaların %70 de anormal perfüzyon gösteren alanın anormal difüzyon gösteren alandan daha büyük olduğu görülmüştür.

              DAG sitotoksik ödemi , dolayısı ile infarkte dokuyu belirler .PAG (perfüzyon ağırlıklı görüntüleme) ise perfüzyonu azalmış infakt riski altındaki dokuyu gösterir.

              PAG defekti DAG defektinden büyük ise;İnfarkte dokuyu çevreleyen henüz infakta uğramamış , kurtarılabilecek ancak risk altındaki dokunun var olduğu anlaşılır. Böyle olgular reperfüzyon tedaviden yarar görebilir.

              PAG defekti DAG ye eşit ya da daha küçük ise kurtarılabilecek bir doku yoktur. Bu olgularda reperfüzyondan yarar beklenmez.


              "Advanced MR Imaging Techniques in the Diagnosis of Intraaxial Brain Tumors in Adults. radiographics.2006."den modifiye edilmiştir


              Epidermoid kistte difüzyon MR:
              T1-ağırlıklı kesitte BOS ile eş sinyallidir.
              DAG’de kist kısıtlanmış difüzyon göstermektedir (hiperintens). Difüzyon MR görünümü epidermoid kist ile uyumlu olup araknoid kisti dışlamaktadır.



              Epidermoid kistte difüzyon MR:
              T1-ağırlıklı kesitte BOS ile eş sinyallidir.
              DAG’de kist kısıtlanmış difüzyon göstermektedir (hiperintens). Difüzyon MR görünümü epidermoid kist ile uyumlu olup araknoid kisti dışlamaktadır.



              Araknoid kistte difüzyon MR:

              T1-ağırlıklı
              T2-ağırlıklı MR kesitlerinde , BOS ile izointens izlenir.
              DAG’de kistin hipointens olması araknoid kist tanısını desteklemekte ve epidermoid kistten ayırmaktadır.



              İntrakranial absede difüzyon MR.
              T2-ağırlıklı kesitte hipointens kapsülü olan hiperintens abse kavitesi ve çevre ödemi görülür
              Kontrastlı T1-ağırlıklı kesitte hipointens abse kavitesi ve kontrast tutan kapsül mevcuttur.
              DAG’de abse kavitesi hiperintens olarak izlenir.
              Abse içerisindeki pü visköz niteliği nedeniyle su moleküllerinin difüzyon hızını azaltmaktadır.
              Tümörlerin kistik ya da nekrotik komponentleri ise daha söröz içeriklidir; bu nedenle DAG’de hipointens izlenirler.



              Vertebral kompresyon kırıklarında


              DAG ile benign – malign ayrımı yapılabilir .
              DAG’de benign kompresyon kırıkları normal vertebraya göre hipo ya da izointens iken malign kompresyon kırıkları hiperintensdir.
              T1 ağırlıklı görüntülerde vertebra korpusunda yükseklik kaybı, hipointens görünüm ve minimal retropulsiyon görülebilir
              STIR görüntülerde vertebra, belirgin hiperintens izleniyor .



              Akut osteoporotik vertebral çökme fraktürü:
              T1 ağırlıklı görüntülerde, vertebra korpusunda yükseklik kaybı ve heterojen hipointens görünüm izlenir
              STIR görüntülerde, vertebrada intensite artışı ve hafif derecede retropulse görünüm izlenebilir
              Difüzyon ağırlıklı incelemede , çökme kırığı olan vertebrada belirgin hipointensite görülür



              "Advanced MR Imaging Techniques in the Diagnosis of Intraaxial Brain Tumors in Adults. radiographics.2006."den modifiye edilmiştir.
              "Advanced MR Imaging Techniques in the Diagnosis of Intraaxial Brain Tumors in Adults. radiographics.2006."den modifiye edilmiştir


              Beyin tümürlerinde Difüzyon MR:

              Peritümöral vazojenik ödemi tümör dokusundan ayırır.
              Nekrotik ya da kistik beyin tümörlerini abseden ayırır.

              A) Transverse T2-W fast SE image ve B) FLAIR sekansında sol insular lobda hiperintensite izleniyor (ok) .
              C) Transverse T1-weighted nonenhanced SE image da ise insular lobda kitleye bağlı kalınlaşma hafif hipo-izointens olarak izleniyor.
              D) Transverse T1-weighted contrast-enhanced SE image: bu düzeyde difüz kontrastlanma izleniyor.
              E) DWI: da kitle difüzyon kısıtlanması gösteriyor.

              "Advanced MR Imaging Techniques in the Diagnosis of Intraaxial Brain Tumors in Adults. radiographics.2006."den modifiye edilmiştir

              Multipl skleroz (MS) plaklarında;

              ADC’nin arttığı gösterilmiştir. Akut MS plaklarında, kronik plaklara göre daha yüksek ADC değerleri ölçülmüştür .


              Difüzyon MR ın bir diğer yararı da T2 hiperintens bir lezyonun ektrasellüler kompartmandaki bir genişlemeye mi (vazojenik ödem) , intrasellüler komparmandaki genişlemeye mi (sitotoksik ödem) bağlı olduğunun belirlenmesidir.

              Hızlanmış difüzyon paterninde ADC artmış,DAG izo-hipointenstir.
              Kronik infarkt
              Vazojenik ödem
              Bazı ensefalit ve bazı metabolik hastalıklar


              Kısıtlanmış difüzyon paterni DAG sinyal artışı ,ADC de sinyal azalması ile karekterizedir. En sık görülen durumlar:
              Hiperakut/akut/subakut infarkt (sitotoksik ödem)
              Bazı ensefalit (HSV)
              Bazı metabolik hastalıklar



              KAYNAKLAR:
              1. Nöroradyoloji.Manyetik rezonans uygulamaları. Editor:Prof.Dr. İlhan Erden.Türk Manyetik Dezonans Derneği.2006.
              2. Tıbbı Görüntüleme Fiziği. Prof. Dr. Orhan Oyar. 2003.
              3. Proton magnetic resonance spectroscopic imaging in progressive supranuclear palsy, Parkinson’s disease and corticobasal degeneration. G. Tedeschi ve ark. Brain (1997), 120, 1541–1552.1997.
              4. Metabolite Findings in Tumefactive Demyelinating Lesions Utilizing Short Echo Time Proton Magnetic Resonance Spectroscopy. A. Cianfoni ve ark.AJNR Am. J. Neuroradiol., February 1, 2007
              5. Auer Serial Proton MR Spectroscopy and Diffusion Imaging Findings in HIV-Related Herpes Simplex Encephalitis.P. G. Samann ve ark.AJNR Am. J. Neuroradiol., November 1, 2003.
              6.Advanced MR Imaging Techniques in the Diagnosis of Intraaxial Brain Tumors in Adults. radiographics.2006.
              Devamını Oku

              VASKÜLER ANOMALİLERİN TİPİK RADYOLOJİK BULGULARI






              VASKÜLER ANOMALİLERİN TİPİK RADYOLOJİK BULGULARI

              VASKÜLER ANOMALLER

              A. VASKÜLER TÜMÖRLER:

              1.İnfantil hemanjiomlar
              2.Konjenital "
              3. Küme şeklinde hemanjiomlar
              -Kasabach Merrit Sendrom
              4.Hemoanjioendotelyoma
              5.Dermatolojik akkiz vasküler tümörler

              B. VASKÜLER ANOMALİLER

              Yavaş akımlı vasküler malformasyonlar
              1.Kapiller malformasyon
              2.Telenjiektazi

              Venöz malformasyon
              1.Lenfatik malformasyon

              Hızlı akımlı vasküler malformasyon
              1.Arteriyel malformasyon
              2.Arteriovenöz fistül
              3.Arterivenöz malformasyon

              Kompleks kombine vasküler malformasyon
              1. AVM_LM gibi.
              2. Klippel Treneunay Sendromu




              KAYNAKLAR:
              1. Dr. Halil DÖNMEZ. Erciyes Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Radyoloji Anabilim Dalı Kayseri.
              2. Mulliken JB, Glowacki J (1982) Hemangiomas and vascular malformations in infants and children. A classification based on endothelial characteristics. Plast Reconstr Surg 69:412–422.
              3.Chang MW. Updated classification of hemangiomas and other vascular anomalies. Lymphat Res Biol. 2003;1(4):259-65.
              4. Blei F. Vascular anomalies: From bedside to bench and back again. Curr Probl Pediatr Adolesc Health Care. 2002 Mar;32(3):72-93.
              Devamını Oku