ABDOMEN BT PROTOKOLLERİ-Hazırlık aşamasında










































































SÜRRENAL PROTOKOL BT: ADRENAL(=SÜRRENAL) İNSİDENTELOMA ,ADENOMA ARAŞTIRILMASI

Öncelikle hasta 1000 cc suyu içtikten sonra kontrastsız çekim yapılır.

Lezyon varsa dansitesi ölçülür. Eğer lezyon çapı 4 cm den küçük ve dansitesi de 10 HU den az ise ileri inceleme yapılmaz. işlem sonlandırılır. Çünkü lezyon yağdan zengin adenomdur.

Lezyon 10HU ve üstünde dansite ölçülürse o zaman kontrastlı incelemeye geçilir.

IVCM verildikten;
  • -70.sn de sürrenal loj taranır.
  • -Sonra 10.dk da tekrar sürrenal loj taranır.
1-10dk ..HU/70.sn...HUX100: formülünde değerler yerine yazılır ;
: %50den az yıkanıyorsa non adenom
:%50 den fazla yıkanıyorsa lipitten fakir adenom tanısı konur.

Kitle boyu 4 cm den küçük hastalarda 6 ay aralarla izlem önerilir.
Non adenom tanısı aian 5-6 cm den fazla ise cerrahi rezeksiyon önerilir.

Sürrenal protokol BT kimyasal şift MR dan daha duyarlıdır. Çünkü MR yağdan fakir adenomda sınırlı tanıya sahiptir.


BT PROTOKOLÜ:PANCREAS 3D :KİTLE, PANCREATİK KİTLE EVRELEME, PANKREATİT KKOMPLİKASYONLARININ ARAŞTIRLMASI (ABDOMEN CTA)-HAZIRLIK AŞAMASINDA
1000 cc oral kontrast madde olarak su işlemden yarım saat önce içilecek. Çekim masasında ise 250 ml suyu içer içmez hemen ardından çekim başlatılmalıdır.

FOV: pankreas düzeyinde kraniokaudal olarak 24 cm yeterli.KC de dahil olacak şelikde.

Sadece pankreas için cra-cau FOV 9 cm yeterlidir.




BT PROTOKOLÜ:KARACİĞER TÜMÖRÜ =KİTLE İNCELMESİ

Aşağıdaki durumlarda çekim protokolu modifiye edilebilir.

HEMANJİOM

Hemanjiom araştırılacaksa ;

* 1. pre kontrast kesit kalınlığı 8 mm
* 2. arteriyel faz: ince kesit 5 mm
* 3. PVF: 60.sn
* 4. 5. dk. çekimi yap doktora danış ve çekimi sonlandır.

KOLON KANSERİ TANISI BİLİNİYOR KC METASTAZI ARANACAK.

Sadece PVF: 60.sn yeterli.

KOLANJİOCELLÜLER CA araştırılacaksa ;

* pre kontrast kesit kalınlığı 8 mm
* 2. arteriyel faz: ince kesit 5 mm
* 3. PVF: 60.sn
* 4. 5-8. dk. çekimi yap da doktora danış ve çekimi sonlandır.

KC KİTLESİ VAR (primer mi?, HCC?, metastaz?)

  • 1. pre kontrast KC 5 mm taranır.
  • 2. 25-30 sn arteriyel faz ince kesit KC taranacak
  • 3. 60. sn tüm abdomen 8 mm
  • 4. gerek duyulursa geç faz alınır.






-BT PROTOKOLÜ:-BÖBREK HEMATÜRİ

  • 1. pre kontrast 5mm
  • 2.25.sn arteryel faz kesit kalınlığı 5mm: gerekirse 3 mm ye rekon yapılır.
  • 3. 60 .sn venöz faz kesit kalınlığı 5mm
  • 4. 4-5 dk ekskratuar faz: transiyonel cell canser i ekatte etmek için kullanılır.





BT PROTOKOLÜ:BÖBREK (KİDNEY): TAŞI (STONE)

Hasta idrara sıkışık olacak.
Çekim alanı: kranialde: sürrenaller kaudalde: mesane dahil.
Kesit kalınlığı: 5 mm. ancak çekim sonrası 3 mm ye rekon yapılacak.



BT PROTOKOLÜ:-BÖBREK KİTLESİ, EVRELEME (Kidney: Mass, staging)-Hazırlık aşamasında-



-BT PROTOKOLÜ:-RENAL KİTLE ARAŞTIRILMASI-Hazırlık aşamasında-



BT PROTOKOLÜ:SANAL KOLONOSKOPİ(Colon: Virtual colonoscopy)

BT sanal kolonoskopi değerlendirmelerinin
doğruluğu direk olarak uygun barsak temizliğine bağlıdır. Çünkü rezidüel kolon içeriği polipi taklit edip yalancı pozitif sonuçlara yol açabilirken rezidüel sıvı var olan lezyonları gölgeleyerek yanlış negatif sonuçlara yol açabilir.

İşlem öncesi hazırlık:

Çekime gelmeden 2 gün önce liften düşük gıdalarla beslenilecek.
Bu diyet sürecinde günde 2.5 litre (12 bardak) su içilecek.
Çekime gelinmeden önce saat 24:00 ten sonra hiçbir gıda alınmayacatır ve ertesi gün sabah çekime aç gelinecektir.

Kolon temizliği için:

Müshil kullanımı: XM diyet 75 ml X 2 kutu: çekime gelmeden önceki gün bir kutusu bir bardak meyve suyu ile karıştırılarak saat 12:00 de diğer kutusu ise saat 18:00 de aynı şekilde içilecektir.
Kalın barsak temizliği için: çekime gelmeden önceki gün saat 21:00 de BT-enema prospoektusunde tarif edildiği gibi kullanılacaktır.

Düzenli olarak kullanılan ilaçlar su ile alınabilir.

Ancak kronik kalp yetmezliği, kronik böbrek yetmezliği ve diyabet hastaları yukarıda belirtilen hazırlık programını uygulamadan önce kendini takip eden doktorunun onayını almalıdır.

Çekim:

İnceleme için hasta BT masasına rutin bir
inceleme yapılacakmış gibi sırtüstü yatırılmaktadır. Daha sonra rektal yoldan takılan tüpten manuel oda havası veya CO2 verilerek kolon segmentlerinin distansiyonu sağlanır .

Oda havası mı yoksa CO2 verilerek mi kolon distansiyonu sağlanması konusunda konsensüs yoktur. CO2 uygulamasının en önemli avantajı CO2’in kolon duvarından absorbe edilebilmesi nedeniyle hasta konforunun yüksekliğidir. Oda havası kullanılarak kolon distansiyonu sağlanmasının avantajı ise her hangi bir maliyetinin olmayışı ve uygulama için ek bir
ekipman gerektirmemesidir.

İdeal kolon distansiyonunun sağlanabilmesinde hacim, basınç ve hastanın toleransı önemlidir.

Kolon distansiyonu sırasında IV yolla uygulanacak glukagon ya da Buscopan, barsak duvarını gevşeterek hem hastanın ağrı duymasını azaltarak olgunun toleransını arttırırken, olası hareket artefaktlarını da engellemektedir.

Optimal barsak distansiyonunun sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi amacıyla supin pozisyonunda topogram alınır, eğer yeterli
distansiyon sağlanmamış ise tekrar hava veya CO2 verilerek barsak distansiyonu sağlandıktan sonra elde edilen yeni topogram ile optimal barsak distansiyonu teyit edilir.

Multidedektör BT cihazıyla önce supin pozisyonunda yapılan tarama öncesi 110 mL intravenöz
kontrast madde saniyede 2.5 mL hızla verildikten 60 saniye sonra (portal venöz fazda) tarama yapılırken, pron pozisyonundaki taramada ek kontrast madde uygulaması gerekmemektedir.

İntravenöz kontrast madde uygulaması radyologun kolon duvarını değerlendirmesini, daha küçük boyutlardaki polipoid lezyonların ortaya konmasını kolaylafltırmaktadır.

Kontrast kullanımı aynı zamanda lokal tümör rekürrensini ortaya koymada, metakron hastalıkları saptamada ve uzak metastazları değerlendirmede de yardımcı olabilir. Sanal kolonoskopik veya BT kolonoskopik görüntü kalitesini belirleyen en önemli unsur kesit kalınlığıdır.

Sadece supin veya pron pozisyonda tarama yapıldığında, barsak içinde kalan sıvı veya intestinal içerik nedeniyle yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuçlar elde edilebilmekte ve kolon segmentlerinin duvar yapısı optimal değerlendirilememektedir. Rezidüel intestinal içerik kolon poliplerini taklit ederek işlemin spesifitesini düşürürken, barsak segmentleri içerisinde kalan rezidüel sıvı polipleri gizleyerek sensitiviteyi düşürmektedir.

Supin ve pron pozisyonlarındaki taramalar tamamlandıktan sonra işlemin hastayla yapılan kısmı sona ermektedir. İşlem sonrası olgular derhal günlük yaşantılarına geri dönebilmektedir.

Elde edilen 2-D aksiyel BT kesitlerinden öncelikle 2-D sagittal ve post-process multiplanar reformat görüntüler elde edilerek değerlendirilir. Bu sayede bir düzlemde izlenen patolojiler, ikinci bir ortogonal düzlemde de gösterilerek daha büyük bir güvenle rapor edilebilirler. Buradaki önemli bir sorun, küçük poliplerin haustral katlantılar ve rezidü gaitadan ayırt edilmesidir.

Bu ayrımda supin ve pron pozisyonlarında elde edilen aksiyel verilerin karşılaştırmasının yanı sıra dansite ölçümleri, kontrastlanmanın ortaya konması önemlidir.



-BT PROTOKOLÜ:RUTİN PELVİS ( abse, kitle)-Hazırlık aşamasında-



BT PROTOKOLÜ:PELVİS: PELVİK KİTLE YA DA TUMOR EVRELEMESİ-Hazırlık aşamasında------



BT PROTOKOLÜ:ABDOMEN: İNCE BARSAK CROHN HASTALIĞI --Hazırlık aşamasında------



-BT PROTOKOLÜ:Abdomen: İNCE BARSAK : İSKEMİK BARSAK-Hazırlık aşamasında------



-BT PROTOKOLÜ:Abdomen/ Pelvis: AKUT APANDİSİT -Hazırlık aşamasında-----



BT PROTOKOLÜ:-Abdomen/ Pelvis: DİVERTİKÜLİTİS (diverticulitis )-Hazırlık aşamasında



--BT PROTOKOLÜ:Pelvis: KEMİK PELVİS (TRAVMA YA DA TÜMÖR)--Hazırlık aşamasında------



-BT PROTOKOLÜ:-BÖBREK VERİCİSİ (Renal donor) -Hazırlık aşamasında------



GENEL BİLGİLER (5): AMPİRİK GECİKMELER

Pankreas için ortlama gecikme: 35-45 sn

Abdominal aorta ve SMA için ortlama gecikme : 30-35 sn

Splenik ven ortlama gecikme:45 sn

Karaciğer, portal ven ortlama gecikme:60sn


KAYNAKLAR:
1.Dr. Elif Adanır.ADRENAL KITLE LEZYONLARININ BENIGN-MALIGN AYRIMINDA HELIKAL KONTRASTLI BT INCELEMELERININ ROLÜ.Süleyman Demirel Üniversitesi Tip Fakültesi
Radyodiagnostik Anabilim Dali, ISPARTA-2003.
2.23.ulusal radyoloji Kongresi.Bilgisayarlı tomografi.2002.
3.www.ctisus.com
4.Multidedektör BT kolonografi ve sanal kolonoskopi:Multidedector computed tomographic colonography and virtual colonoscopy Kemal Arda, Nazan Çiledağ.Ankara Onkoloji Eğitim ve Arafltırma Hastanesi, Radyoloji Bölümü, Ankara.2009.
5. Pancreas: Optimal delay scan for contrast enhanced multidedector row CT. Sotoshi goshima and at all . Radiology 2006. 6. Adrenal Radyoloji. Dr.Emel Alimoğlu. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi.2011.
Devamını Oku

PROTON MANYETİK REZONANS SPEKTROSKOPİ FİZİĞİ VE METABOLİTLER- I-Hazırlık aşamasında





































PROTON MANYETİK REZONANS SPEKTROSKOPİ I: FİZİK

Kısa fizik:

Tanım:Dokuların biyokimyasal yapısını ve metabolitlerini non invaziv olarak ölçebilen ve bunu bir spektrumda gösteren tanı tekniğidir.

Proton spekroskopi daha küçük alanlardan daha kısa sürede yüksek rezolusyonlu spektrumlar elde edilmesi ile daha çok kullanılır.
Protonun ;
-Yüksek giromanyetik sabitesi
-Yüksek metabolik konsantrasyonu
-Daha uygun relaksasyon zamanı sensitiviteyi artırır.

Normal serebrumda serbest lipid sinyallerinin olmaması, “shimming” kolaylığı ve hareket artefaktlarının olmaması nedeni ile tetkiklerin çoğu beyne yönelik yapılmaktadır.


Teknik:

Bir çekirdeğin rezonans frekansı , bu çekirdeğin kimyasal ortamına bağlıdır ve bu ortam çekirdeğin Larmor rezonas frekansında küçük bir değişiklik oluşturur ki bu kimyasal kaymadır.

Bu kimyasal kayma çekirdeği çevreleyen hareketli elektronların ve ana manyetik alanın yarattığı manyetik alanlara bağlıdır.

Spektroskopi tekniği ile protonlar arasındaki kimyasal şift etkisini kullanarak , protonların mikroskopik çevreleri hakkında bilgi edinilmektedir.
Protonların çevrelerinde belli seviyelerde hareket halinde bulunan negatif yüklü elektronlar protonlar üzerine “shielding” (gölgelenme) etki göstermekte olup magnetin proton üzerindeki etkisini kısmen değiştirmektedir.
Kabaca su ve yağ dukusunda bulunan protonlar faklı kimyasal ilişkiler içinde olduklarından faklı “shielding” etkiye maruz kalacaklar ve salınım frekansları farklı olacaktır. Bu faklılık kimyasal şift olarak bilinir.
Biz bu protonların frekanslarını birbirinden ayırabilirsek protonların içinde bulundukları kimyasal ilişkileri de birbirinden ayırabiliriz ve bu spektroskopi tekniğinin temelini oluşturur.


Normalde MR ile ölçtüğümüz sinyalin çoğu su ve yag dokudan gelmektedir ve bunların salınım frekansları kimyasal şifte bağlı olarak bir miktar faklıdır. Bunu frekans aksisinde amplitüd olarak değerlendirirsek iki belirgin pik elde edilir. Bu iki pik tüm MR cihazlarında gözlenmektedir ve bu frekans faklılığı 1.5 T cihazlarda 250 Hz kadardır.

Bu farklılık düşük teslalı cihazlarda bu kadar belirgin olmadığından spektroskopik inceleme yapılamaz.

Klinikte kullanılan 1.5 T ve üzeri cihazlarda yüzey sargıları ile MRS yapılabilir.

H dışındaki metobolitler için özel yüzey sargıları gereklidir.

Fosfor spektroskopi belli patolojilerde yüksek enerjili metabolizmanın gösterilmesinde kullanılır.

MRS de çekirdeğe uniform manyetik alan uygulandıktan sonra çekirdeği Z aksisinden X-Y planına çeviren 90 derece RF dalgası uygulanır. Puls kesilince çekirdek Z aksisindeki orijinal pozisyonuna geri döner. Z aksisine dönmesi için gerekli zaman relaksasyon zamanı ile belirlenir.

Alıcı sargı bu süreçte pek çok noktada voltaj değişikliklerini algılar ve “free induction decay” zamanı domain bilgisini oluşturur.

Bu bilginin fourier transformasyonu frekans domainlerinde yani değişik larmor frekanslarında bilgi sağlar.

yazı devam edecek..........


Metabolitlerin çözünür hale gelebilmeleri ve diğer metabolitlerden ayrılabilmeleri için zemin gürültüsünden en az beş defa daha fazla sinyal gücüne sahip olmaları gerekir.

MRS şu aşamalardan oluşur.

1. Çekirdeğin uyarılması
2. Free induction decay
3. Fourier transformasyon
4. Spektrumun gösterilmesi

Statik ve puls gradyentler uygulayarak uzaysal lokalizasyon sağlanır.

-Proton spektroskopide kullanılan lokalizasyon metodları
(single voksel spektroskopi):

---DRESS (dept resolved surface coil spektroskopi)

---PRESS (point resolved surface coil spektroskopi)

---STEAM (the stimulated echo method )

---SPARS (spatially resolved spektroskopi)
---Genellikle tek voksel teknikler ile
---Lokalizasyon
---Manyetik alan homojenitesi
---Su baskılama daha iyi


-Chemical Shift İmaging (Multivoksel spektroskopi )

---CSI (chemical shift imaging)
-----Faz doğrultusundaki gradiyentlerin kullanıldığı tekniktir.
-----Geniş bir kesitte , kesitin bir çok bölgesinden çok sayıda spektral analiz elde edilebilir.
-----Dezavantajları post-prossesing süresi daha fazla olması , daha fazla homojen statik manyetik alana ihtiyaç göstermesidir.
-----CSI tekniği genellikle 31P spektroskopi şeklinde 2D veya
3D seklinde gerçekleştirilmektedir.


Kısa eko zamanlarında daha fazla bileşikten sinyal alınmakta fakat daha fazla sıvı ve yağ kontaminasyonu olmaktadır.
Uzun ekolu spektrumda daha az bileşik görülür hale gelmekte T2 ağırlığı değişmekte fakat daha düz bazal hat elde edilmektedir.

İyi bir MRS elde etmek için su ve lipid süpresyonunun sağlanması gerekir.

Beyin metabolitlerinin düzeyleri 10 mm ve katları gibi değerlerdir.
Su piki 80 mm gibi değerlerde iken , lipid perikranial gibi yağ dokusunda çok yüksek oranlarda bulunur.

Diğer metabolitlerle karşılaştırıldığında su pikinin sinyali çok fazladır ve diğer piklerin görülebilmesi için suyun baskılanması gerekir.

Yağdan gelen sinyallerin baskılanması

1.STIR
2.FATSAT:
Su ve yağ içerisinde bulunan protonların rezonans frekansları kimyasal şift etkisi nedeniyle birbirinden farklıdır.
Kesit görüntüleme algoritması öncesinde dar bant aralığında ve merkezi yağ rezonas frekansına odaklanmış bir RF darbesi uygulanır. Bu darbeye fat saturasyon pulsu denir. Tekniğin ismi ise chemical shift selective ya da CHESS tir.
CHESS in STIR a göre en büyük avantajı değişik sekanslar ile birlikte kullanılabilir olmasıdır.

Lipid sinyalinden uzak kalmak için lipid içeren bölgelerin lokalizasyon dışı tutulması,
İnversion recovery gibi presaturasyon pulslarının kullanılması ile sağlanır.

Voksel: Örneklenecek hacim elemanı için kullanılır.

Klinik spektroskopide voksel büyüklüğü genellikle 2-8 cm3 arasında değişir ve STEAM sekansı ile 1 cm 3 kadar küçük olabilir.

Küçük voksellerden daha az sinyal alınır.
Voksel içerisinde mümkün olduğu kadar patolojik doku artırılmalı ve lezyonu çevreleyen beyin dokusu az olmalıdır.

Tek voksel veya spektroskopik görüntüleme arasında seçim yapılırken istenilen bilgi ve teknik olanaklara göre seçim yapılır.

İnme veya epileptik odak araştırılırken yapılıyorsa değişik lokalizasyonlardki değişik metabolitleri göstermek için spektroskopik görüntüleme yapılmalıdır.

Glutamin,glutamat, miyoinositol gibi kısa ekolu spektrumlarda gösterilen metabolitleri difüz hastalıklarda göstermek için kısa ekolu tek voksel çalışmalar tercih edilmelidir.

1D, 2D, 3D boyutlu spektroskopi yapılabilir. Ancak 1D en az zaman gerektirdiğinden en fazla tercih edilendir.

Bu görüntüler bilgisisayarda konsantrasyonlarına göre haritalanablir ve MR görüntülerine süperpoze edilerek lezyondaki anormal metabolit dağılımı gösterilebilir.

Değişik renk ve intensiteler değişik metabolite karşılık gelir ve metabolit dağılımının görsel olarak anlaşılmasını kolaylaştırır.



PROTON SPEKTRUMUMUNDA METABOLİTLER:

Spektrumda gelişimsel , yaş, anotomik değişikliklere bağlı varyasyonlar

Beyinde normal metabolitlerin konsantrasyonu yaşa başlı değişir.

Doğumda NAA düşük iken, Cho ve myı-I yüksektir 1-2 yılda yetişkin değere ulaşır.

Beyin maturasyonunu tamamaladıkça NAA/Cr oranı artar ve Cho/Cr oranı azalır. Bu değişiklik noraonal maturasyona bağlı Cho konsantrasyonundaki değişikliği ve akson ,dentrit ve sinapslarda ilk yaşlardaki artşı yansıtır.

Pratik olarak 2 yaş üstü cocuklarda yetişkinlerdekine benzer metabolk dağılım vardır.

Spektrumda gelişimsel , yaş, anotomik değişikliklere bağlı varyasyonlar;
  • Gri ve beyaz cevherde benzer paternler vardır.
  • Yaşlanmaya ait çalışmalar ve çalışmalar arasındaki uyum daha azdır.
  • Genç erişkinlerde beyin spekrumunda anotomik varyasyonlar görüleblir (özellikle 3.ventrikül ve altındaki düzeylerde).
  • Cinsiyet farklılıklarına rastlanmamıştır.

****Çalışmalar değerlendirilirken yaş ve anotomik lokalizasyonlara bağlı faklılıklar olabileceği akılda tutulmalıdır.

NAA:

  • Normal spektrumda en büyük piktir. 2.0 ppm de izlenir.
  • NAA N-asetil metil grubu ile gösterilir.
  • NAA santral sinir sisteminde akson ,noron ve dentritlerde bulunur.
  • Noronal ve/veya aksonal kaybın olduğu infarkt, tümör , epilepsi odağı, multpl skleroz plaklarında NAA tın azaldığı bilimektedir.
  • NAA mast hücreleri veya izole oligodentrosit gibi non noronal dokularda da bulunabilir.

Canavan lokodistrofi NAA tın tek arttığı hastalıktır.
Gri-beyaz cevher arasındaki NAA konsatrasyon farkı önemli değildir.

NAA reverzbl azalma ; MS, mitokondriyal hastalıklar, AIDS, temporal lob epilepsisi veya ALS

***NAA düzeylerinde azalma spesifik değildir ve noronlardaki hasarı gösterir .



Kolin (Cho):

Spektrumda 3.2 ppm de yer alır.
Kolin hücre membranlarının fosfolipit yapım ve yıkımında yer alır ve membran metabolizmasını yansıtır.

Artmış kolin artmış hücre sentezini yansıtır tümör gibi durumlarda artmış hücre sayısını gösterir.


Kreatin (Cr):

Spektrumda kolinin sağında yer alır 3. en yüksek piktir 3.03 ppm dedir.

Kreatin pikine katkıda bulunanlar: fosfokreatin,gamaaminobutirik asit,lizin glutatyon dur.

2.bir kreatin piki 3.94 ppm de görülür.
Bu nedenle bazen total kreatinden söz edilir.
Bu bileşikler birbiri ile yer değiştirebilir ve toplam kreatin değeri oldukça sabit kalır.

Diğer metabolitlerle karşılaştırma yapılırken Cr iyi standarttır ve genellikle referans piki olarak kullanılır.

Hücre kayıplarında (infarkt) makroskopik Cr konsantrasyonu azalır.

Cr KC de sentez edildiğinden kronik KC hastalığında daha düşük serebral Cr konsantrasyonu izlenir.


Laktat:

****Laktatta gösterilebilir artış patolojik olarak değerlendirilir.

Laktat rezonasının konfigrasyonunda manyetik alan etkileşimine bağlı 2 ayrı rezonans piki vardır.
1.32 ppm, de izlenir
4.1 ppm de ikinci bir laktat piki oluşur , su pikine çok yakın olduğundan genellikle su piki ile birlikte baskılanır.

Normal beyin dokusunda laktat yoktur ya da çok az vardır.

Laktat varlığı normal sellüler oksidatif respirasyon mekanızmasının etkili olmadığını bunun yerini karbonhidrat mekanizmasının aldığını gösterir. Yani enerji mekanizması bozulmuştur.

Laktat artımı:

  • Akutta daha fazla olmak üzere kronik iskemide
  • Beyin tm
  • Mitokondrial hastalıklarda görülür.
  • Fotik uyarılarla küçük miktarlarda laktat artışı vizüel kortekste görülebilir.
  • Nekrotik ve kistik lezyonlarda da bulunur.

1.32 ppm de laktat varlığı PRESS te TE değeri değiştirilerek doğrulanır.


Myoinozitol (myo-I):

Hormon duyarlı nöroresepsiyonda rol alan ve muhtemelen glukoronik asit prekürsörü olan bir metabolit olup ksenobiyotiklerin konjugasyon ile detoksifikasyonunda rol alır.
Fonksiyonu tam alarak bilinmemekle beraber yalnız glial hücreler de yer alır ve glial belirleyici olabilir.

Piki 3.56 ppm dir.

Myoinozitolde azalma mani tedavisinde lityum koruyucu aksiyonu ile birlikte ve diyabetik noropatinin gelişmesinde görülür.

Myoinozitolde artış ve NAA da azalma :
Alzheimer hastalığında ortaya çıkar.


Glutamat ve glutamin (Glx):

Glutamat (Glu) mitokondriyal metabolizmada uyarıcı norotransmitter olarak rol alır. GABA önemli glutamat ürünüdür.

Glutamin norotaransmitter detoksifikasyonu ve aktivitelerinin düzenlenmesinde önemli rol oynar.

Bu iki metabolitin rezonans piki birbirleri ile çok yakın olup 2.1 ppm ve 2.5 ppm arasında lokalizedir toplamları Glx ile gösterilir. Ancak 3-4T gibi yüksek rezonanslarda ayrılmaya başlar.

Serebral glutaminde artış;
  • KC yetmezliğine bağlı ensefalopati
  • Reye sendromunda artmış kan amonyak düzeylerine bağlıdır.


Alanin:

Fonksiyonu tam olarak bilinmiyor

1.4 ppm de rezonas piki vardır.

Menenjiom gibi belli başlı hstalıklarda yükselir.


Lipid;

Beyin membran lipidlerinin relaksasyon zamanı çok kısadır ve çok kısa TE ler uygulanmadıkça normalde görülmezler.

0.8, 1.2, 1.5, 6.0 ppm de pik yaparlar

Bu pikleri sature olmamış yağ asitlerinin metil , metilen, alleik ve vinil protonları m.g.

Bu metabolitler yüksek dereceli astrositomlarda ve menenjiomlarda artabilir ve nekrotik süreci temsil eder.

MRS de lipidler arzu edilmez ve beyin dokusu dışındaki dokularda kullanımını sınırlar.




PROTON MANYETİK REZONANS SPEKTROSKOPİ- II-KLİNİK KULLANIMI VE AYIRICI TANI- Hazırlık aşamasında


KAYNAKLAR:
1. Nöroradyoloji.Manyetik rezonans uygulamaları. Editor:Prof.Dr. İlhan Erden.Türk Manyetik Dezonans Derneği.2006.
2. Tıbbı Görüntüleme Fiziği. Prof. Dr. Orhan Oyar. 2003.
3. Proton magnetic resonance spectroscopic imaging in progressive supranuclear palsy, Parkinson’s disease and corticobasal degeneration. G. Tedeschi ve ark. Brain (1997), 120, 1541–1552.1997.
4. Metabolite Findings in Tumefactive Demyelinating Lesions Utilizing Short Echo Time Proton Magnetic Resonance Spectroscopy. A. Cianfoni ve ark.AJNR Am. J. Neuroradiol., February 1, 2007
5. Auer Serial Proton MR Spectroscopy and Diffusion Imaging Findings in HIV-Related Herpes Simplex Encephalitis.P. G. Samann ve ark.AJNR Am. J. Neuroradiol., November 1, 2003.
Devamını Oku

PROTON MANYETİK REZONANS SPEKTROSKOPİ- II-KLİNİK KULLANIMI VE AYIRICI TANI- Hazırlık aşamasında












































 "Advanced MR Imaging Techniques in the Diagnosis of Intraaxial Brain Tumors in Adults. radiographics.2006."den modifiye edilmiştir
"Advanced MR Imaging Techniques in the Diagnosis of Intraaxial Brain Tumors in Adults. radiographics.2006."den modifiye edilmiştir

Glial serebral neoplaziler:

Proton MRS normal beyin dokusunu astrositomadan ayırd edebilir.

Laktat varlığı daha yüksek bir malignensiyi gösterir ve genellikle GBM de görülür.

H MRS de astrositomanın özellikleri;

  • NAA da azalma, Cr orta derecede azalma, Cho düzeyinde artış vardır.

Astrositomların tedaviye yanıtında kullanılabilir.

İnfeksiyon tm ayırımında :
  • infeksiyonda Cho belirgin azalmıştır.


Menenjiomlar;

SSS dışından köken alan menejiomlar teorik olarak NAA içermemelidirler.

Cho normalin 300 katı kadar yükselmiştir.

Atipik ve malign menenjiomlarda NAA lokalizasyonunda rezonans görülebilir ve astrositomadan ayırımı problem oluşturur.


Beyin metastasları:

Primer sekonder ayırımı yapmak zordur

Pek çok metastatik lezyon H MRS bulguları nonspesifiktir.

NAA da azalma, Cr orta derecede azalma, Cho düzeyinde artış vardır.

Meme metastasları lipid rezonansı oluşturabilir.

Metastasda genellikle NAA nı n yokluğu ile metastas tanısı beyin dışından geliştiğini düşündürerek konabilir.


Radyasyonekroz:

Histolojik olarak görülen iskemi ve nekrozla sonuçlanan vasküler endotel hasarıdır.

NAA , Cr, Cho de belirgin baskılanma olur. 0-2.0 ppm arasında geniş tabanlı pik olur. Laktat yükselir.



Serebral enfeksiyon:

Serebral abseler MRG de tümöre benzer bulgular verebilir.
Spektroskopide:
Cho ve Cr azalmıştır veya yoktur.
NAA değeri göreceli olarak azalmıştır.
Laktat büyük miktarlarda bulunabilir.
Abselerde benzer özellikler toksoplazmozis ve sistiserkozisli hastalarda da görülür.


Alzheimer ve Parkinson

Alzheimer yaşlılarda demansların %40 ından fazlasından sorumludur.

Histokimyasal olarak noron kaybı , norofibriler plaklar ve amiloid deopları vardır.
Biyokimyasal olarak , normal hafıza ve kognitif fonksiyonlar için kritik olan kolinerjik hücrelerin kaybına bağlı azalmış asetilkolin ile karekterizedir.

Hastalık sinsidir. Başlangıçta bulgu vermez.

NAA düzeyinde azalma ve myo-I de artış vardır.

Laktat artmıştır.




Dejeneratif beyin hastalıkları:

Çocukluk çağı dejeneratif beyin hastalıklarının pekçoğunda klinik semptomlar ve görüntüleme bulguları nonspesifiktir.

Demiyelizan bozukluklarda NAA/Cr oranında azalma vardır

H-MRS de kesin tanının konduğu tek durum Canavan hastalığıdır ve bu çocuklarda NAA pikinde belirgin artış gösterir.


Hepatik ensefalopati:

Klinikte davranış bozuklukları, tremor, dizarti, demans ,myelopati vardır.
Glutamin düzeylerinde artış
Kolin ve myo-I düeylerinde azalma vardır.


Akut ve kronik iskemi:

İnmenin ilk 24 saatinde iskemiyi gösteren laktat yükselmesi vardır.
Azalmış NAA düzeyleri akut dönemde görülür.
Kronik infarkta NAA, kolin,creatin düzeyleri azalmıştır fakat laktat görülmez.

T2A incelemelerde genellkle yaşa bağlı olarak izlenen beyaz cevher hiperintensitelerinde NAA ve Cr düzeyleri normaldir.

Multpl skleroz:

Aksonal kaybın oluştuğu kronik olgularda NAA azalmıştır.

Akut olgularda akson hasarının henüz gelişmediğinin göstergesi olarak NAA normal olabilir.




AYIRICI TANIDA H-MRS (proton MR spektroskopi):

Konvansiyonel MR da ayırıcı tanısı yapılamayan fokal beyin lezyonlarının H MRS ayırıcı tanısı yapılırken;
  • Cho yükselmesi genellikle tm lerde görülür ve NAA düzeylerinde orta veya belirgin azalma olur. Cr , laktat, lipidlerde farklı değişiklikler olur.
  • İnfarktta: NAA da orta derecede sinyal kaybı, yükselmiş laktat vardır.
  • İzole demiyelizan plağı; beyin tümörlerden ayırd etmek zordur.

Kural olarak myo-I de yükselme olmaksızın kolinin artışı tm de, demiyelizan plaktan daha sık olur.



1. BENİGN VE MALİNG TM AYIRIMI:

Klasik görüntüleme yöntemleri ile benign tm özellikleri:
  • Tm rün iyi sınırlı olması
  • Homojen iç yapıda olması
  • Çevre beyin dokusundan sınırlarının net olark ayrılması
  • Tm rün opaklaşmaması veya homojen opaklaşması
  • Çevresel ödeminin bulunmaması vaya az olması
  • Kitle etkisinin az olması veya hiç olmaması
  • Düzensiz kistik ya da nekrotik değişiklikleri içermemesi gibi özelliklerin bulunması genelde iyi huylu tm ler için tipik olmakla birlikte zaman zaman malign tm lerle örtüşebilir.

Tümöral kanama lehine MR bulguları :
  • Farklı kanama evrelerinin bir arada bulunması,
  • Sıvı kan , sıvı debri seviyelenmalarini izlenmesi,
  • Kanama ürünlerinin beklenen sürelerde ortaya çıkmaması ,
  • Geç evre kanama ürünleri ile birlikte ödem ve kitle etkisinin varlığını sürdürmesi gibi bulgular tm ral kanama lehine MR bulguları
olmakla birlikte çoğu zaman bu tip bir ayırıcı tanının yapılabilmesi uzun zaman almaktadır.

Opak madde uygulaması canlı tm varlığını göstererek bir yere kadar bu ayrımda yardımcı olsada , gerek tm de gerekse erken subakut evredeki iskemik kanamalarda opaklaşmanın olabilmesi, tanının ancak izlem sonucunda konabilmesine olanak sağlamaktdır.

***MRS, FDG-PET e göre daha etkin yontemdir.

MRG ye ek olarak MRS yapıldığında tanının doğruluğu %70 e çıkar.

***Yüksek Cho düzeyleri noroepitelyal beyin tm nın proliferatif aktivitesini gösteren en iyi belirteç olup tm yoğunluğu ile pozitif ilişki gösterir.

Genelde yüksek Cho ve düşük NAA değerleri yüksek evreli tm rün göstergesidir.

Yüksek evreli tm de en iyi ölçüt NAA/Cho oranında azalmadır. Tm varlığını %90 oranında gösterir.

Düşük NAA/Cho oranı ile laktat ve lipit piklerinin izlenmesi malign tm ler için tipik iken

İyi huylu tm de : bu orandaki azalma daha sınırlı kalmakta laktat ve lipit pikleri izlenmememektedir.

Oksijensiz solunumun göstergesi olan laktat ve nekroz varlığının göstergesi olan lipit pikleri iskemik lezyonlarda artabilir. Ancak iskemik lezyonlarda diğer asal piklarde (NAA,Cho,Cr) belirgin azalma olurken tm ral olaylarda mutlaka Cho pikinde bir artış olacaktır.

Kanama olsun ya da olmasın Cho pikindeki bu artış tm için tipik olup ayırıcı tanı sağlar

MENENJİOM: Alanin yüksektir ve bu yükseklik diğer iyi ya da kötü tm den ayırsada izlenmemesi menenjioma olasılığını kaldırmaz.

Noronal dokudan kaynaklanmadığı için menenjiomalarda NAA bulunmaz.


DAG VE ADC (görünür difüzyon katsayısı ) ÖLÇÜMÜ
  • ***ADC ölçümü ile düşük evreli tm ler iyi huylu tm lerden ayırd edilemez***.
    Disembriyoblastik noroektodermal tm ler ise en yüksek ADC (116.25+,-10-3 mm2/sn) değerlerine sahiptir.
    Menenjiomalarda ADC değeri azaldıkça kötü huylu değişim riskinin arttığı gösterilmiştir.
FLAIR SEKANSI VE ADC ÜLÇÜMÜ İLE:

Epidermoid tmler: difüzyon kısıtlanması ve FLAIR sekansında parlama gösterir.

Araknoid kistler: her zaman BOS ile benzer difüzyon hızına sahip ve izointens izlenirler.


2. KİSTİK NEKROTİK TÜMÖRLERİN BEYİN ABSESİNDEN AYIRIMI:

FLAIR gibi suyu baskılayan sekanslar ,

Manyetizasyon transferi gibi bağlı olan ve olmayan protonları ayırd etme özelliği bulunan teknikler ile kistik lezyonlar iyi görüntülenebilir.

Bu alanların BOS ile ilişkisi BOS akımının sine görüntüleme teknikleri ile rahatlıkla ortaya konabilir.

Bu teknikler her zaman kistik nekrotik tm leri beyin absesinden ayıramaz.

Klasik MRG de abse kapsülünde T2A görüntülerde izlenen çevresel hipointens bandın varlığı ve yine bu bölgede halkasal düzgün opaklaşma göstermesi abse için tipik olmakla birlikte, bir çok olguda tm le örtüşen şekilsiz düzensiz kenar özelliği ve opaklaşma gösterebilir.

DAG lerde abse içeriğinin artmış olan yoğunluğuna bağlı olarak nekrotik tmlere göre düfüzyonu daha fazla kısıtladığı bilinse de tüm abselerin bu özelliği göstermediği bilinmektedir.

Bununla birlikte genelde difuzyon kısıtlanması gösteren abse lehine değerlendirilse de kısıtlanmamanın olmaması abse olasılığını ortadan kaldırmamaktadır.

Halkasal opaklaşma ve kısıtlanmış difüzyon gösteren kistik lezyon görünümünün abse için tipik olmadığı benzer görünümün kistik metastazlarda da olabileceği bildirilmiştir.

MRS ile apseler normal hatta azalmış Cho düzeyleri ve artmış lipit ve eser aminoasit (mikroorganizma ve PMNL rin proteolitik yıkımına bağlı valin ,lösin, izolösin ) düzeyleri ile,

Yüksek Cho düzeyleri içeren tümöral kavitelerden daha kolaylıkla ayırd edileblir.

****Klinik pratikte DAG, ve MRS nin birarada kullanılması ve bu bulguların klasik MR bulguları ile birlikte değerlendirilmesi ile en kesin tanıya ulaşılır.


 "Advanced MR Imaging Techniques in the Diagnosis of Intraaxial Brain Tumors in Adults. radiographics.2006."den modifiye edilmiştir
"Advanced MR Imaging Techniques in the Diagnosis of Intraaxial Brain Tumors in Adults. radiographics.2006."den modifiye edilmiştir

3. TÜMÖR ÇEVRESİNDEKİ ÖDEM / YAYILIM AYIRIMI VE TÜMÖR SINIRLARININ BELİRLENMESİ:

Gliomalar genellikle infiltratif özelliği ile cerrahi olarak çıkarımı tam yapılamayan ve çevre normal beyin dokusunun düşük eşik değeri nedeniyle de radyoterapi ile tam sağaltılamayan tm lerdir.

Klasik MRG de tm çevresinde izlenenen ve belirgin opaklaşma göstermeyen T2 hiperintensitesi önceleri ödem alanı olarak değerlendirilmiş ise de bu alanın her zaman vazojenik ödeme ait olmadığı bu hiperintensitenin tm ral tutulum ve sıklıkla her ikisinin birlikte varlığına ait olabildiği de göstrilmiştir.

Gerçek tm sınırlarının doğru tanımlanmaması sağaltıma yanıtın etkin olmamasına, yeniden tm oluşumuna yol açarak hasta yaşam süresini ve kalitesini azaltabilmektedir.

DAG tm çevresindeki vazojenik ödemin yaygınlığını T2A görüntülere göre daha iyi gösterebildiği ancak bu bölgedeki tm ral göze varlığını ayırd edemediği gösterilmiştir.

1.5 T sistemlerde 0.5 cm3 , 3 T sistemlerde 0.0094 cm3 çözünürlük sınırına ulaşabilen multivoksel MRS ve kimyasal kayma görüntüleme (CSI) teknikleri ile gerçek tm sınırı daha net ortaya konmaktadır.

Özellikle opaklaşmayan alan içinde tm ral spektrumun izlenmesi tm ral doku varlığı için kesin kanıt kabul edilse de , CSI nın düşük uzaysal çözünürlüğü bu yöntemin zayıf yönünü oluşturur.

DİFÜZYON TENSÖR GÖRÜNTÜLEME:

Sağlam olan beyaz cevher yolaklarına dik olan su hareketinin kısıtlanacağı ancak, tm tarafından tutularak bütünlüğünü kaybeden yollarda bu tip kısıtlanmanın olmayacağı kuramından hareket eder.

Elde edilen DT haritalarından diffüzibilite ve FA değerleri hesaplanır ve suyun normal tm ral doku içindeki farklı dağılım özelliklerinden (anizotropi) yararlanılarak , tm rün beyaz cevher yolakları içindeki ve boyunca olan yayılımı net olarak gösterilebilir.

Aynı yöntem ile elde ediilen FA haritalarında yöne bağlı olarak farklı renklerde kodlanabilen beyaz cevher yolaklarının bütünlüğü de ortaya konabilir.

Özellikle DT tarktografi ile yapılan çalışmalarda ;

  • Düşük evreli tm lerin beyaz cevher yolaklarında tutulumdan çok itilmeye yol açtığı buna karşın tm evresi ilerledikçe beyaz cevher yolaklarında yıkım ve tutulumun arttığı gösterilmiştir.
  • Metastazlar da beyaz cevher yolaklarını yıkmadan damarlar boyunca ilerleyerek beyin dokusunda yayılmadan çok itilmeye neden olur.

PERFÜZYON GÖRÜNTÜLEME

Kuramsal olarak kan beyin bariyerinde bozulma olsun yada olmasın artmış tm ral kanlanmanın varlığı ve derecesini gösterebilir.

Yine normal beyin dokusu ile karşılaştırıldığında tm çevresindeki “rCBF” değeri %28, “rCBV” değeri %38 oranında daha fazladır. Bu bulgular tm çevresindeki kan damarlarının normal beyin dokusu damarlarına göre daha fazla genişledikleri savını desteklemektedir.

Tm ral kapiller endotel geçirgenliği normal dokuya göre 20 kat daha fazladır.

PET ile yapılan perfüzyon çalışmalarında tm ral geçirgenliğin 10-20 kat arttığı gösterilmiştir.


 "Advanced MR Imaging Techniques in the Diagnosis of Intraaxial Brain Tumors in Adults. radiographics.2006."den modifiye edilmiştir
 "Advanced MR Imaging Techniques in the Diagnosis of Intraaxial Brain Tumors in Adults. radiographics.2006."den modifiye edilmiştir

4. TM EVRELENDİRİLMESİ VE HİSTOLOJİK TİPLENDİRME ;

Orta ve ileri beyin tm ri içerisinde faklı evrelerde odaklar bulunabilmekte ve bu alanlar bir evreden diğer evreye atlayan tm içerisindeki geçiş alanları olarak kabul edilmektedir.

GADOLİNYUM TÜREVLERİNİN KULLANIMI :

Yüksek evreli tm ler her ne kadar yüksek opaklaşma eğilimi gösterseler de ileri evre tm lerin yaklaşık yarıya yakınında opaklaşmayan alanlarda da aktif tm varlığı gösterilmiştir.

Yine opaklaşan bölge aktif tm dokusuna ait olabileceği gibi , sağaltım sonrası gelişen nekroza da ait olabilir.

***Opak kullanımının evrelendirmede çok fazla yeri yoktur.

Tm evrelemesi her zaman : tm boyutu, opkalaşma oranı , tm içi heterojenite derecesi, tmral kitle ve odem etkisinin oylumu, tm içi kist, nekroz veya kanama varlığı ile bağlantı göstermez.

MANYETİK REZONANS SPEKTROSKOPİ

Tm lerin evrelendirmesi etkinliği konusunda ümit verici olmakla birlikte bir takım çelişkiler içermektedir.

Genel olarak tm lerin evrelendirmesinde ve histolojik tiplendirmede kullanılan ölçütlerden biri olan NAA daki azalma tm ral yayılım sonrası sayı ve işlevi azalan noronal doku varlığını göstermektedir. NAA daki azalma oranı ile tm evresi arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır.

Metastaz ve menenjiom gibi noronal elaman içermeyen tm lede NAA ın olmaması veya çok az olması bu tip tm lerin primal noronal tm lerden ayırıcı tanısını sağlasa da çoğu kez bu tıp tm lerden elde edilen spektrumlarda beklenenin aksine belirgin bir NAA piki izlenebilir (voksel içinde kalan normal beyin ya da infiltratif özellikteki bu tip tm lerin içinde kalmış mİkroskopik miktarlardaki noronal doku artıklarına da ait olabilir).

***Cho/Cr oranında artış tm evrelendirmesinde en etkin ölçüttür***.

Bu orandaki artış daha çok Cho düzeyindeki artışa bağlıdır (tm büyümesi sonucu artan zar yapım, yıkımın artımı).

Ancak GBM gibi geniş kaviteler içeren ileri evre tm lerde göze derişimindeki azalmaya bağlı gelişen seyrelme nedeniyle bu metabolit derişimlerinde azalma olabileceği ve bu orandaki artışın GBM lerde anaplastik astrositomlardan daha az olabileceği de akılda tutulmalıdır.

Cr tüm tm lerde normal dokuya göre azalması görülmekle beraber tm evrelemesi ile arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki yoktur.

Lipit varlığı genelde ileri evre tm leri için tipik olmakla birlikte yokluğu ileri evre tm olasılığını ortadan kaldırmaz.

Lenfoma , tbc granulomu gibi ileri evre olmayan patolojilerde de yüksek lipit piklerinin olabileceği akılda tutulmalıdır.

Belirgin lipit piki ve düşük “rCBV” değerlerinin izlenmesi lenfoma ların diğer tm lerden ayrılmasını sağlar.

Uzun TE spektrumunda metastazların GBM re göre daha yüksek lipit değerine sahip oldukları ve bunun iki lezyonun ayırıcı tanısında kullanılabilecek tek ölçüt olması önemlidir.

***Mrs bulguları tm evrelemesindeki sonuçları göreceli olarak çelişkilidir***.

DAG VE ADC DEĞERİ

İyi huylu ve düşük evreli tmler normal beyin dokusuna göre oldukça yüksek ADC değerleri gösterirken tm rün evresi arttıkça ADC değerleri normal beyin dokusuna yaklaşmaktadır (tm ral yıkım ve metabolitler arttıkça difüzyon kısıtlanıyor).

PERFÜZYON GÖRÜNTÜLEME

Tm evresini gösteren histolojik kriterlerden birisi de tm içi damarlanmanın varlığı ve miktarıdır.

Perfüzyon görüntüleme ile elde edilen rCBV haritalarında artmış damarlanma gösteren opaklı görüntülere göre çok daha iyi ve yüksek oranda gösterebilir.

Damarlanmadaki bu artış tm evresine paralel olduğundan saptanan rCBV değerlerindeki artış ile tm ral damrlanmanın miktarı arasında çok sıkı bir korelasyon bulunmaktadır.

Yöntem hem tm evrelemesinde hem de gerçek tm sınırlarının saptanmasında aynı etkinlik ile kullanılabilir.

PERFÜZYON GÖRÜNTÜLEME

Yavaş akımın olduğu düşük evreli tm lerde artriyel spin işaretleme yönteminin tm ral rCBV normalden daha az gösterdiği bildirilmiştir.

TM ral rCBF in normal rCBF ye oranı tm evrelemesinde en etkin ölçüt olup bu yöntem ile yüksek ve düşük evreli tm ler büyük bir kesinlikle birbirinden ayrılmakta , ancak yöntem aynı evreseki tm leri birbirinden ayırmada benzer etkinliği göstermemektdir.

rCBV haritaları daha yüksek çozünürlükleri nedeniyle tm ral heterojeniteyi CSI haritalarına göre daha iyi göstermektedir.

Normal gri cevher değerlerinin beyaz cevhere göre daha yüksek olması nedeniyle gri cevhere yakın alanlarda rCBV haritarının tmrü saptamada duyarlılığı azalmakta ve CSI haritalarında bir değişiklik olmamaktadır.

Son çıkan yayınlarda CSI yöntemi ile elde dilen haritaların perfüzyon haritaları ile birlikte yorumlanması tm evrelemesi ve tm sınırlarının ortaya konmasında daha etkin bir yontem olabileceği bildirilmektedir.

Tm çevresindeki dokunun rCBV ve Cho/Cr oranları ölçülerek yüksek evreli tm lerin metastaslardan ayırıcı tanısı yapılablir.

FONKSİYONEL MR YÖNTEMİ

Fonksiyonel MR yöntemi ile kortikal aktivasyon sırasında oluşan elektiriksel değişikliklere bağlı olarak lokal bir alanda izlenenen hemodinamik değişiklikler görüntülenebilir.

Beyin dokusunda olan patolojik değişiklikler normal sinirsel iletide bozukluk yaparak o bölgedeki BOLD sinyalinde azalmaya neden olur.

Her ne kadar çelişkili sonuçlar olsa da tm ral tutulum alanlarında BOLD sinyalinde azalma olduğu gösterilmiştir.

****Fonksiyonel MRG teknikleri direkt tm varlığı ve yayılımını göstermekten çok , hasarlanması halinde mortalite ve morbiditeyi artıracak olan önemli kortikal merkezler ile tm arasındaki ilişkinin ortaya konmasında , baskın alanlar ile birincil ve ikincil yardımcı merkezlerin yeri ve değişkenliklerinin gösterilmesinde kullanılmaktadır.






5. SAĞALTIMA YANITIN SAPTANMASI:

Sağaltıma beklenen yanıtın göstergeleri :

  • Tm boyutlarında gerileme
  • Kitle-ödem etkisi
  • Opaklaşmada azalma
  • Nekroz gelişimi sağaltımın göstergeleri olarak kabul edilebilir.

Tm boyutlarının değerlendirilmesinde 3 boyutlu olarak gerçek tm oylumunu hesaplayan otomotik segmentasyon programlarının kullanımı ile daha kesin değerlendirmeler yapılabilir.

Tanısal sorunlardan bir tanesi tekrarlayan veya yeniden oluşan tm ile sağaltıma yanıt olarak gelişen radyonekrozon ayırıcı tanısıdır.

***Her ikisi de MRG de düzensiz çevresel ya da odaksal opaklaşan kistik kaviteler seklinde izlenir.

***Yine de her ikisinin birarada görülme olasılığı yüksektir.

MRS

Canlı tm dokusunun varlığını en iyi şekilde gösteren Cho düzeyi bu ayıırımın sağlıklı yapılmasına olanak tanır.

Tm lerde Cho/Cr oranı genelde > 1.3 iken nekrozda 1.3 tür. Tamamen nekroz olan olgularda tüm asal metabolitlerde azalma ve gelişen nekroza bağlı geniş lipit –laktat piklerinin izlenmesi tipikken, canlı tm varlığında bu geniş laktat lipit piklerinin yanında Cho düzeyinde artış ve NAA/Cho oranında azalma izlenir. Tm ral gerilemede ise heman her zaman Cho derişiminde azalma ortaya çıkar.

PERFÜZYON GÖRÜNTÜLEME

Sağaltıma tm rün yanıtının gösterilmesinde tm çapındaki küçülmenin duyarlılığı %64 iken , bölgesel rCBV deki azalmanın duyarlılığı %90 nın üzerindedir. rCBV değerlerinin Cho düzeyleri ile parelellik gösterdiği her ikisininde artışının tm için , azalışının ise nekroz için tipik olduğu göstrilmiş ise de %13 olguda opaklaşan alanlarda normal rCBV hartitaları elde edilmiştr. Kan beyin bariyerinin bozulmadığı alanlarda bile tm ral damarlanmanın varlığı ve derecesini gösteren rCBV haritalrı ile tm varlığı net olark oraya konabilir ve nekrotik alanlardan kesin olarak ayırd edilebilir.

POWER DOPPLER

Tm ral damarlanma non invaziv olarak saptanabilir.
Tm boyutları ve içeirğindeki değişiklikler sık aralıklar ile izlenebilr.



PROTON MANYETİK REZONANS SPEKTROSKOPİ FİZİĞİ VE METABOLİTLER- I-Hazırlık aşamasında


KAYNAKLAR:
1. Nöroradyoloji.Manyetik rezonans uygulamaları. Editor:Prof.Dr. İlhan Erden.Türk Manyetik Dezonans Derneği.2006.
2. Tıbbı Görüntüleme Fiziği. Prof. Dr. Orhan Oyar. 2003.
3. Proton magnetic resonance spectroscopic imaging in progressive supranuclear palsy, Parkinson’s disease and corticobasal degeneration. G. Tedeschi ve ark. Brain (1997), 120, 1541–1552.1997.
4. Metabolite Findings in Tumefactive Demyelinating Lesions Utilizing Short Echo Time Proton Magnetic Resonance Spectroscopy. A. Cianfoni ve ark.AJNR Am. J. Neuroradiol., February 1, 2007
5. Auer Serial Proton MR Spectroscopy and Diffusion Imaging Findings in HIV-Related Herpes Simplex Encephalitis.P. G. Samann ve ark.AJNR Am. J. Neuroradiol., November 1, 2003.
6.Advanced MR Imaging Techniques in the Diagnosis of Intraaxial Brain Tumors in Adults. radiographics.2006.
Devamını Oku